İçeriğe geç

Blog

Avukatlar için e-posta yönetimi: sır saklama yükümlülüğü dijitalde de sürer (1136 s.K. m.36)

Avukatların e-posta yoluyla yürüttüğü yazışmalardaki müvekkil bilgilerinin Avukatlık Kanunu m.36 kapsamındaki meslek sırrı niteliği, bu sırrın açığa vurulması yasağı, tanıklık için iş sahibinin muvafakatinin gerekliliği ve çekinme hakkının hukuki/cezai sorumluluk doğurmaması.

Yazar: LexLawy Hukuk Editör KuruluYayın: 26 Eylül 2026Son güncelleme: 26 Eylül 2026Bu içerik nasıl hazırlandı?2 dk okuma

Avukatların günlük iş akışının büyük kısmı artık e-posta üzerinden yürütülür — müvekkillerle yazışma, karşı taraf vekiliyle iletişim, mahkeme ve kurumlarla evrak paylaşımı gibi. Bu yazışmalardaki bilgilerin meslek sırrı niteliği, Avukatlık Kanunu m.36'nın e-posta yönetimindeki önemini gösterir.

Temel yasak: sırrın açığa vurulmaması

Avukatlık Kanunu m.36/1 uyarınca avukatların, kendilerine tevdi edilen veya avukatlık görevi ya da baro organlarındaki görevleri dolayısıyla öğrendikleri hususları açığa vurmaları yasaktır. Bu yükümlülük, bilginin hangi kanaldan edinildiğine (yüz yüze görüşme, telefon, yazılı belge, e-posta) bakılmaksızın aynı şekilde geçerlidir. Bir müvekkilin e-posta yoluyla ilettiği hassas bir bilgi, tıpkı yüz yüze paylaşılan bir bilgi gibi sır kapsamındadır.

Tanıklık için muvafakat şartı

Kanun, bu sırlar hakkında istisnai olarak tanıklık yapılabilmesinin şartını da düzenler (m.36/2): avukat, bu hususlar hakkında ancak iş sahibinin muvafakatini almış olması şartıyla tanıklık edebilir. Ancak bu hâlde dahi, avukat tanıklık etmekten çekinebilir — yani muvafakat verilmiş olsa bile, avukatın tanıklık yapma zorunluluğu doğmaz.

Çekinme hakkı: sorumluluk doğurmaz

Kanun, bu çekinme hakkının kullanılmasına özel bir güvence tanır: çekinme hakkının kullanılması hukuki ve cezai sorumluluk doğurmaz. Bu, bir avukatın, muvafakat verilmiş olsa bile tanıklıktan kaçınmasının, kendisi aleyhine hiçbir sonuç doğurmayacağı anlamına gelir.

E-posta yönetiminde pratik sonuçlar

Bu hukuki çerçeve, bir bürodaki e-posta yönetimi uygulamalarına şu şekilde yansır:

  • Müvekkil bilgisi içeren e-postaların yetkisiz kişilerle (yanlışlıkla veya kasıtlı) paylaşılması, m.36'daki sır saklama yükümlülüğüne aykırılık oluşturabilir.
  • E-posta hesaplarına erişim güvenliği (güçlü parolalar, iki faktörlü doğrulama), yalnızca genel bir siber güvenlik iyi uygulaması değil, meslek sırrının korunmasının bir gereğidir.
  • Büro içinde birden fazla kişinin (stajyer, sekreter) e-posta yazışmalarına eriştiği durumlarda, bu kişilerin de sır saklama bilincine sahip olması, avukatın kendi yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için önemlidir.

Kapsam: yalnızca avukatlarla sınırlı değil

Kanun, bu hükümlerin Türkiye Barolar Birliği ve baroların memurları hakkında da uygulanacağını belirtir — yani sır saklama yükümlülüğü, avukatlık mesleğinin ötesinde, bu kurumlarda görev yapan kişiler için de aynı şekilde geçerlidir.

Örnek senaryo

Bir avukat, bir müvekkilinden hassas bir aile hukuku uyuşmazlığıyla ilgili detaylı bilgi içeren bir e-posta alır. Bu bilgi, m.36 kapsamında meslek sırrıdır ve avukat bu bilgiyi açığa vuramaz. Karşı taraf, bu konuda avukatı tanık olarak göstermek isterse, avukat ancak müvekkilinin muvafakatiyle tanıklık yapabilir; muvafakat verilse bile avukat tanıklıktan çekinebilir ve bu çekinme kendisine hiçbir sorumluluk yüklemez.

Sık yapılan hatalar

  • Yazılı (e-posta) iletişimin sözlü iletişimden daha az "sır" niteliği taşıdığını sanmak. Kanun, bilginin edinildiği kanaldan bağımsız bir sır saklama yükümlülüğü öngörür.
  • Muvafakat verildiğinde tanıklığın zorunlu hâle geldiğini düşünmek. Muvafakat, yalnızca tanıklığa imkân tanır; avukat yine de çekinme hakkını kullanabilir.
  • E-posta hesabı güvenliğini meslek sırrından bağımsız bir "IT meselesi" olarak görmek. Hesap güvenliği, sır saklama yükümlülüğünün fiilen yerine getirilebilmesinin ön koşuludur.
  • Bu yükümlülüğün yalnızca avukatları bağladığını sanmak. Kanun, baro ve TBB memurlarını da aynı yükümlülüğe tabi tutar.

Sık sorulan sorular

E-posta yazışmalarındaki müvekkil bilgileri meslek sırrı sayılır mı?

Evet. Avukatlık Kanunu m.36 uyarınca avukatların, kendilerine tevdi edilen veya avukatlık görevi dolayısıyla öğrendikleri hususları açığa vurmaları yasaktır; bu bilginin iletildiği kanal (yazılı, sözlü, e-posta) sonucu değiştirmez.

Avukat bu bilgiler hakkında tanıklık yapabilir mi?

Ancak iş sahibinin muvafakatini almış olması şartıyla; bu hâlde dahi avukat tanıklık etmekten çekinebilir.

Çekinme hakkını kullanmanın bir sonucu var mı?

Hayır, kanun açıkça çekinme hakkının kullanılmasının hukuki ve cezai sorumluluk doğurmayacağını belirtir.

Bu yükümlülük yalnızca avukatlar için mi geçerlidir?

Hayır, kanun bu hükümlerin Türkiye Barolar Birliği ve baroların memurları hakkında da uygulanacağını belirtir.

İlgili mevzuat ve resmî kaynaklar

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olay için avukat incelemesi gerekir. Mevzuat ve içtihat değişebilir; güncel metni resmî kaynaktan kontrol edin. Bu içerik bir avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Son güncelleme: 26 Eylül 2026. Editoryal politika

Yazar hakkında

LexLawy Hukuk Editör Kurulu

Editoryal ekip

LexLawy Hukuk Editör Kurulu, avukatların ve hukuk profesyonellerinin ihtiyaç duyduğu mevzuat, içtihat, dava süreçleri, hukuki hesaplamalar ve hukuk teknolojileri konularında anlaşılır rehberler hazırlamak amacıyla çalışır. Yayınlanan içeriklerde Resmî Gazete, güncel mevzuat ve güvenilir hukuki kaynaklar esas alınır. İçerikler genel bilgilendirme niteliğindedir; somut uyuşmazlıklarda avukat değerlendirmesi gerekir.

İlgili içerikler