İçeriğe geç

Rehber

Miras ortaklığına temsilci atanması: sulh mahkemesi, görev ve süre (TMK m.640/3)

Miras ortaklığına temsilci atanmasının şartları, hangi mahkemenin yetkili olduğu, temsilcinin yetki ve görevleri, atamanın ne zaman gerekli olduğu ve uygulamada dikkat edilecek noktalar.

Yazar: LexLawy Hukuk Editör KuruluYayın: 26 Eylül 2026Son güncelleme: 26 Eylül 2026Bu içerik nasıl hazırlandı?3 dk okuma

Bir kişi vefat ettiğinde ve birden çok mirasçı varsa, miras elbirliği mülkiyeti hâlinde mirasçılara geçer ve mirasçılar terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık oluşturur (TMK m.640/1). Bu ortaklıkta mirasçılar, kural olarak terekeye ait haklar üzerinde birlikte tasarruf eder (m.640/2). Ancak mirasçılar arasında anlaşmazlık, iletişimsizlik veya bir mirasçının yurt dışında olması gibi durumlarda bu "birlikte hareket etme" zorunluluğu, terekenin zarar görmesine yol açabilir. Bunun çözümü, kanunun öngördüğü miras ortaklığına temsilci atanması kurumudur.

Yasal dayanak (m.640/3)

TMK m.640/3 açıkça düzenler: "Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir." Bu hüküm üç unsuru içerir:

  1. Başvuru hakkı: Talebi herhangi bir mirasçı tek başına yapabilir; diğer mirasçıların onayına gerek yoktur.
  2. Yetkili merci: Sulh mahkemesi.
  3. Görev süresi: Temsilcinin görevi paylaşmaya kadar sürer — yani kalıcı bir atama değil, geçici bir tedbirdir.

Ne zaman gerekli olur?

Uygulamada temsilci atanması talebi tipik olarak şu durumlarda gündeme gelir:

  • Mirasçılardan biri terekenin yönetimine katılmıyor veya ulaşılamıyor (örn. yurt dışında, iletişim kurulamıyor),
  • Mirasçılar arasında terekenin yönetimi konusunda ciddi anlaşmazlık var ve bu, terekenin zarar görmesine (örn. bir işletmenin faaliyetinin aksaması, bir taşınmazın bakımsız kalması) yol açıyor,
  • Terekeye ait bir davanın takibi veya acil bir işlemin (örn. bozulabilir bir malın satışı) yapılması gerekiyor ama mirasçılar birlikte karar alamıyor.

Temsilcinin görev ve yetkileri

Kanun, temsilcinin yetkilerinin somut kapsamını doğrudan düzenlemez; bu, atama kararında sulh hâkimi tarafından belirlenir. Temsilci genel olarak, terekenin olağan yönetimine ilişkin işlemleri (kira toplama, faturaların ödenmesi, gerekli bakım işleri, davaların takibi gibi) mirasçılar adına yürütür. Mahkeme, ihtiyaca göre temsilcinin yetkisini belirli bir işlemle sınırlı tutabilir veya terekenin genel yönetimini kapsayacak şekilde daha geniş tanımlayabilir.

Temsilci, mirasçılardan biri olabileceği gibi, mirasçı olmayan bağımsız bir kişi de olabilir; mahkeme somut olayın özelliklerine (mirasçılar arası güven ilişkisi, işin uzmanlık gerektirmesi vb.) göre karar verir.

Görevin sona ermesi

Temsilcinin görevi, kanunun ifadesiyle "paylaşmaya kadar" sürer. Miras paylaşıldığında (TMK m.642 vd. uyarınca) veya ortaklık başka bir sebeple (örn. tüm mirasçıların anlaşarak ortaklığı sürdürme kararı alması) sona erdiğinde, temsilcinin görevi de kendiliğinden sona erer. Mahkeme, ayrıca mirasçılardan birinin başvurusu üzerine, koşullar değiştiğinde temsilciyi görevden alabilir veya değiştirebilir.

Örnek senaryo

Bir mirasbırakanın vefatından sonra geride üç mirasçısı ve bir kira geliri getiren işyeri kalır. Mirasçılardan biri yurt dışında yaşamaktadır ve iletişime uzun süre yanıt vermemektedir; diğer ikisi kira sözleşmesinin yenilenmesi konusunda anlaşamamaktadır. Bu süreçte işyeri boş kalmaya başlar ve kira geliri kesilir. Mirasçılardan biri, TMK m.640/3 uyarınca sulh mahkemesine başvurarak miras ortaklığına bir temsilci atanmasını talep eder. Mahkeme, terekenin zarar görmemesi için bir temsilci atar; temsilci, mirasçılar adına yeni bir kiracıyla sözleşme yapar ve kira gelirini terekeye aktarır. Bu görev, miras paylaşılana kadar devam eder.

Sık yapılan hatalar

  • Tüm mirasçıların onayının gerektiğini sanmak. m.640/3 uyarınca talep, tek bir mirasçı tarafından yapılabilir; diğerlerinin rızası aranmaz.
  • Temsilciyi kalıcı bir çözüm sanmak. Temsilci atanması geçici bir tedbirdir; asıl çözüm mirasın paylaşılmasıdır (TMK m.642). Temsilci atanması, paylaşma sürecini başlatma zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.
  • Temsilcinin yetkisini belirsiz bırakmak. Atama talebinde temsilcinin hangi işlemleri yapabileceği (genel yönetim mi, belirli bir işlem mi) net istenmezse, sonradan yetki tartışmaları çıkabilir.
  • Acil durumlarda geç başvurmak. Terekeye zarar veren bir durum (örn. kira kaybı, bakımsızlık) devam ederken temsilci talebini geciktirmek, zararın büyümesine yol açar.
  • Temsilciyi mirasçıların iradesinin yerine geçen bağımsız bir karar organı sanmak. Temsilci mirasçılar adına ve onların menfaatine hareket eder; kendi çıkarına işlem yapamaz ve mahkemenin denetimine tabidir.

Ücretsiz hesaplayın

Sık sorulan sorular

Miras ortaklığına neden temsilci atanır?

Birden çok mirasçı arasında terekenin yönetimi konusunda anlaşmazlık çıktığında veya mirasçılardan biri işbirliği yapmadığında, terekenin zarar görmemesi için sulh mahkemesi bir temsilci atayabilir (TMK m.640/3).

Temsilci atanması için hangi mahkemeye başvurulur?

TMK m.640/3 uyarınca mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir.

Temsilci ne kadar süreyle görev yapar?

Kanun temsilcinin görevini "paylaşmaya kadar" olarak sınırlar (m.640/3); yani miras paylaşıldığında veya ortaklık başka bir şekilde sona erdiğinde temsilcinin görevi de kendiliğinden sona erer.

Temsilcinin yetkisi terekenin tamamını mı kapsar?

Temsilci, mirasçılar adına terekedeki hak ve borçlarla ilgili işlemleri yürütür; atama kararında mahkeme, temsilcinin yetki sınırlarını (örn. sadece belirli bir işlem veya terekenin genel yönetimi) somutlaştırabilir.

İlgili mevzuat ve resmî kaynaklar

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olay için avukat incelemesi gerekir. Mevzuat ve içtihat değişebilir; güncel metni resmî kaynaktan kontrol edin. Bu içerik bir avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Son güncelleme: 26 Eylül 2026. Editoryal politika

Yazar hakkında

LexLawy Hukuk Editör Kurulu

Editoryal ekip

LexLawy Hukuk Editör Kurulu, avukatların ve hukuk profesyonellerinin ihtiyaç duyduğu mevzuat, içtihat, dava süreçleri, hukuki hesaplamalar ve hukuk teknolojileri konularında anlaşılır rehberler hazırlamak amacıyla çalışır. Yayınlanan içeriklerde Resmî Gazete, güncel mevzuat ve güvenilir hukuki kaynaklar esas alınır. İçerikler genel bilgilendirme niteliğindedir; somut uyuşmazlıklarda avukat değerlendirmesi gerekir.

İlgili içerikler