İçeriğe geç

Rehber

Hasılat esaslı KDV uygulaması nedir, kimler yararlanabilir? (m.38)

KDV Kanunu m.38, belirli sektör ve meslek gruplarındaki işletme hesabı ve serbest meslek defteri tutan mükelleflerin, talepleri hâlinde KDV'yi bedel üzerinden Cumhurbaşkanınca belirlenen oranla, indirilecek KDV ile ilişkilendirmeden beyan edip ödemesine imkân tanır.

Yazar: LexLawy Hukuk Editör KuruluYayın: 27 Eylül 2026Son güncelleme: 27 Eylül 2026Bu içerik nasıl hazırlandı?2 dk okuma

Usulün amacı

KDV'nin genel işleyişi, satışlarda hesaplanan vergiden alışlardaki verginin indirilmesine dayanır. Bu sistem, küçük işletmeler için ayrıntılı kayıt ve belge takibi gerektirir. 2018 yılında 7104 sayılı Kanunla yeniden düzenlenen KDV Kanunu m.38, belirli küçük mükellefler için daha basit bir alternatif getirir: hasılat esaslı vergilendirme. Bu usulde KDV, satış bedeli üzerinden belirli bir oranla hesaplanır ve indirim mekanizması hiç çalıştırılmaz.

Kimler yararlanabilir?

Kanun, usulden yararlanabilecekleri iki grupla sınırlar: ticari kazancı işletme hesabı esasına göre tespit edilenler ve mesleki kazancı serbest meslek kazanç defterine göre tespit edilenler. Ancak bu gruplardaki herkes yararlanamaz; mükellefin Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen sektör ve meslek grupları kapsamında yer alması ve usulü talep etmesi gerekir. Kanunun dördüncü fıkrası ayrıca Cumhurbaşkanına, bilanço esasına göre defter tutan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerini sektör ve meslek grupları itibarıyla belirleyeceği yıllık iş hacimlerine göre bu usul kapsamına alma yetkisi verir.

Vergi nasıl hesaplanır?

Bu usulde mükellef, vergiye tabi işlemlerinin karşılığını teşkil eden ve KDV dahil olan bedel üzerinden, Cumhurbaşkanınca ilgili sektör veya meslek grubu için belirlenen oranı uygular. Bu oran, m.28 uyarınca belirlenen en yüksek KDV oranını geçemez. Hesaplanan vergi, indirilecek KDV ile ilişkilendirilmeksizin beyan edilir ve ödenir. Oranlar değişebildiği için uygulamada güncel Cumhurbaşkanı kararına bakılmalıdır.

Gelir vergisi tarafındaki sonuç

Kanunun ikinci fıkrası, usulün kazanç hesabına etkisini düzenler. Hasılat esaslı usulde vergilendirilen mükellefler, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla alış belgelerinde gösterilen KDV ile hasılat esaslı usulde beyan edip ödedikleri KDV'yi işlemin mahiyetine göre gider veya maliyet olarak; yaptıkları teslim ve hizmetler dolayısıyla hesapladıkları KDV'yi ise gelir olarak dikkate alırlar. Böylece indirim yapılamayan KDV, gelir vergisi hesabında maliyet unsuru hâline gelir.

İki yıllık bağlılık

Hasılat esaslı vergilendirme usulüne geçen mükellefler iki yıl geçmedikçe bu usulden çıkamazlar. Bu nedenle usule geçmeden önce, girdi KDV'sinin yüksek olup olmadığı ve indirim yapamamanın maliyetinin basitleşmenin sağladığı avantajı aşıp aşmadığı hesaplanmalıdır.

Örnek senaryo

İşletme hesabı esasına göre defter tutan ve Cumhurbaşkanınca kapsama alınan sektörde faaliyet gösteren küçük bir işletme, hasılat esaslı usulü talep etmiştir. Artık her dönem satış bedeli üzerinden belirlenen oranla KDV hesaplayıp öder; alışlarındaki KDV'yi indirmez, gider olarak kaydeder. Bir yıl sonra büyük bir makine yatırımı yapıp yüksek girdi KDV'si ödeyince normal usule dönmek ister; ancak iki yıl dolmadan usulden çıkamayacağı için bu KDV'yi indirim konusu yapamaz.

Sık yapılan hatalar

  • Usulün her küçük mükellef için otomatik uygulandığını sanmak; talep ve sektör şartı vardır.
  • Hasılat esaslı usulde girdi KDV'sini indirim konusu yapmaya çalışmak.
  • Yakın dönemde büyük yatırım planlanıyorsa iki yıllık bağlılık süresini hesaba katmamak.
  • Oranı kanunda sabit sanmak; oran Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir.

Sık sorulan sorular

Hasılat esaslı usulde girdi KDV'si indirilebilir mi?

Hayır. Bu usulde KDV, indirilecek KDV ile ilişkilendirilmeksizin beyan edilir. Alışlardaki KDV ise kazancın tespitinde işlemin mahiyetine göre gider veya maliyet olarak dikkate alınır.

Hasılat esaslı usule geçen mükellef istediği zaman çıkabilir mi?

Hayır. m.38 uyarınca hasılat esaslı vergilendirme usulüne geçen mükellefler iki yıl geçmedikçe bu usulden çıkamazlar.

Her mükellef bu usulü seçebilir mi?

Hayır. Usul, ticari kazancı işletme hesabı esasına göre veya mesleki kazancı serbest meslek kazanç defterine göre tespit edilenlerden, Cumhurbaşkanınca belirlenen sektör ve meslek grupları kapsamında yer alanlar için talebe bağlıdır. Bilanço esasına göre defter tutanlar ise ancak Cumhurbaşkanınca kapsama alınırsa uygulanır.

İlgili mevzuat ve resmî kaynaklar

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olay için avukat incelemesi gerekir. Mevzuat ve içtihat değişebilir; güncel metni resmî kaynaktan kontrol edin. Bu içerik bir avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Son güncelleme: 27 Eylül 2026. Editoryal politika

Yazar hakkında

LexLawy Hukuk Editör Kurulu

Editoryal ekip

LexLawy Hukuk Editör Kurulu, avukatların ve hukuk profesyonellerinin ihtiyaç duyduğu mevzuat, içtihat, dava süreçleri, hukuki hesaplamalar ve hukuk teknolojileri konularında anlaşılır rehberler hazırlamak amacıyla çalışır. Yayınlanan içeriklerde Resmî Gazete, güncel mevzuat ve güvenilir hukuki kaynaklar esas alınır. İçerikler genel bilgilendirme niteliğindedir; somut uyuşmazlıklarda avukat değerlendirmesi gerekir.

İlgili içerikler

Rehber

KDV istisna ve muafiyetleri neden sadece KDV Kanunu'yla düzenlenir?

KDV Kanunu'nun 19. maddesi, diğer kanunlarda yer alan vergi muaflık ve istisna hükümlerinin katma değer vergisi bakımından geçersiz olduğunu, istisna ve muafiyetlerin ancak KDV Kanunu'na hüküm eklenerek düzenlenebileceğini belirtir.

27 Eylül 2026 tarihinde güncellendi

Rehber

İthalatta KDV matrahı nasıl hesaplanır? (KDV Kanunu m.21)

KDV Kanunu'nun 21. maddesi, ithalatta katma değer vergisinin hangi unsurların toplamı üzerinden hesaplanacağını sayar. Matrah yalnızca malın bedelinden ibaret değildir; ithalat sırasında ödenen vergi ve harçlar ile tescil tarihine kadar yapılan diğer giderler de matraha girer.

27 Eylül 2026 tarihinde güncellendi