İçeriğe geç

Rehber

Kira alacağı davası: görevli mahkeme sulh hukuk, zamanaşımı beş yıl (HMK m.4, TBK m.147)

Kira alacağı davasında görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olması, bu görevin dava değerine bakılmaksızın uygulanması, kira bedellerinin beş yıllık zamanaşımına tabi olması ve dava hazırlığında dikkat edilecek noktalar.

Yazar: LexLawy Hukuk Editör KuruluYayın: 26 Eylül 2026Son güncelleme: 26 Eylül 2026Bu içerik nasıl hazırlandı?3 dk okuma

Kiracının ödemediği kira bedellerinin tahsili için açılan kira alacağı davası, uygulamada en sık görülen kira uyuşmazlıklarından biridir. Bu davanın doğru yürütülebilmesi için önce hangi mahkemenin görevli olduğunu ve alacağın ne kadar süreyle talep edilebileceğini bilmek gerekir.

Görevli mahkeme: sulh hukuk (HMK m.4)

HMK m.4/1-a, kira hukukuna özgü özel bir görev kuralı koyar: sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın, kiralanan taşınmazların (ilamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin hükümler ayrık olmak üzere) kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil tüm uyuşmazlıklarını konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalara bakar.

Bu kuralın pratik önemi büyüktür: Türk hukuk sisteminde mahkemelerin görevi genellikle dava değerine göre belirlenir (belirli bir tutarın altındaki davalar sulh hukukta, üstündekiler asliye hukukta görülür). Ancak kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda bu genel kural uygulanmaz — alacak miktarı ister küçük ister çok büyük olsun, görevli mahkeme her zaman sulh hukuk mahkemesidir.

Kapsam: yalnızca alacak değil, "tüm uyuşmazlıklar"

HMK m.4/1-a'nın kapsamı geniştir; yalnızca kira alacağı davalarını değil, kira ilişkisinden doğan tüm uyuşmazlıkları konu alan davaları kapsar (tahliye davaları, kira tespit davaları, kira sözleşmesinden kaynaklanan tazminat talepleri dahil — istisna yalnızca İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliye hükümleridir, bu özel bir icra prosedürüdür ve ayrı değerlendirilir).

Ayrıca kanun, bu davalara karşı açılan davaları da aynı görev kuralına tabi tutar. Örneğin kiraya veren kira alacağı için dava açtığında, kiracının bu davaya karşı açacağı bir karşı dava da (örn. fazla ödenen kira bedelinin iadesi talebi) yine sulh hukuk mahkemesinde görülür.

Zamanaşımı: beş yıl (TBK m.147)

Kira alacaklarının talep edilebileceği süre sınırsız değildir. TBK m.147/1 uyarınca kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler için beş yıllık zamanaşımı uygulanır. Kira bedeli, aylık olarak tekrarlanan (dönemsel) bir edim olduğu için bu kısa zamanaşımı süresine tabidir — genel zamanaşımı süresinden (on yıl) çok daha kısadır.

Bu, pratikte her ayın kira bedelinin kendi ödeme tarihinden itibaren ayrı ayrı beş yıllık zamanaşımına tabi olduğu anlamına gelir. Örneğin altı yıl önceki bir ayın kira bedeli, dava açıldığında muhtemelen zamanaşımına uğramış olacaktır; ancak son beş yıl içindeki aylara ilişkin alacaklar hâlâ talep edilebilir.

Dava hazırlığında dikkat edilecekler

Kira alacağı davası açmadan önce şu noktalar netleştirilmelidir:

  • Kira sözleşmesinin yazılı olup olmadığı ve varsa nüshasının hazır bulundurulması,
  • Ödenmeyen ayların ve bedellerinin tek tek listelenmesi (dönemsel edim olduğu için her ay ayrı bir alacak kalemidir),
  • Zamanaşımına uğrayan ayların dava dışında bırakılması veya en azından zamanaşımı def'i riskinin göz önünde bulundurulması,
  • Kiracının temerrüde düşürülüp düşürülmediği (ihtar gönderilip gönderilmediği) — bu, aynı zamanda kiracının temerrüdü nedeniyle tahliye talebiyle birleştirilecekse önem kazanır.

Örnek senaryo

Bir kiraya veren, kiracısının son yedi aydır kira ödemediğini fark eder ve dava açmaya karar verir. Alacağın toplam tutarı yüksek olsa da, HMK m.4/1-a uyarınca dava sulh hukuk mahkemesinde açılır — tutarın büyüklüğü görevli mahkemeyi değiştirmez. Kiraya veren, dava dilekçesinde her ayın kira bedelini ayrı ayrı belirtir. Kiracı ise, yanıt dilekçesinde geçmişte fazla ödeme yaptığını ileri sürerek bir karşı talepte bulunur; bu karşı talep de aynı sulh hukuk mahkemesinde incelenir.

Sık yapılan hatalar

  • Alacak tutarı büyük diye asliye hukuk mahkemesinde dava açmak. HMK m.4/1-a'daki "değere bakılmaksızın" kuralı gereği bu, görevsizlik kararına yol açar ve zaman kaybettirir.
  • Zamanaşımına uğramış ayları da dava konusu yapmak. Beş yıldan eski kira bedelleri için zamanaşımı def'i ileri sürülürse bu kalemler reddedilir; dava hazırlığında güncel bir zamanaşımı hesabı yapılmalıdır.
  • Kira ilişkisinden doğan her uyuşmazlığı farklı mahkemelerde açmaya çalışmak. Tahliye, alacak, tespit gibi kira kaynaklı talepler HMK m.4/1-a kapsamında aynı görev kuralına (sulh hukuk) tabidir; bu bütünlüğü gözden kaçırmak usul hatalarına yol açabilir.
  • Karşı davanın farklı bir mahkemede görüleceğini sanmak. Kanun, asıl davaya karşı açılan davaları da aynı sulh hukuk mahkemesinin görevine dâhil eder.
  • Dönemsel edim niteliğini gözden kaçırmak. Kira bedeli tek bir alacak değil, her ay için ayrı doğan bir alacaktır; zamanaşımı hesabı da buna göre ay ay yapılmalıdır.

Sık sorulan sorular

Kira alacağı davasında hangi mahkeme görevlidir?

HMK m.4/1-a uyarınca sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın, kira ilişkisinden doğan alacak davaları dâhil kiralanan taşınmazlara ilişkin tüm uyuşmazlıkları konu alan davalara bakar (ilamsız icra yoluyla tahliye hükümleri ayrık).

Dava değeri yüksekse görevli mahkeme değişir mi?

Hayır. HMK m.4/1 açıkça "dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın" der; kira alacağının miktarı ne olursa olsun görevli mahkeme sulh hukuktur.

Kira alacaklarında zamanaşımı süresi nedir?

TBK m.147/1 uyarınca kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler için beş yıllık zamanaşımı uygulanır.

Kira alacağı davasına karşı açılan davalar da sulh hukukta mı görülür?

Evet. HMK m.4/1-a, kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıkları konu alan davalar ile "bu davalara karşı açılan davaları" da sulh hukuk mahkemesinin görevine dâhil eder.

İlgili mevzuat ve resmî kaynaklar

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olay için avukat incelemesi gerekir. Mevzuat ve içtihat değişebilir; güncel metni resmî kaynaktan kontrol edin. Bu içerik bir avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Son güncelleme: 26 Eylül 2026. Editoryal politika

Yazar hakkında

LexLawy Hukuk Editör Kurulu

Editoryal ekip

LexLawy Hukuk Editör Kurulu, avukatların ve hukuk profesyonellerinin ihtiyaç duyduğu mevzuat, içtihat, dava süreçleri, hukuki hesaplamalar ve hukuk teknolojileri konularında anlaşılır rehberler hazırlamak amacıyla çalışır. Yayınlanan içeriklerde Resmî Gazete, güncel mevzuat ve güvenilir hukuki kaynaklar esas alınır. İçerikler genel bilgilendirme niteliğindedir; somut uyuşmazlıklarda avukat değerlendirmesi gerekir.

İlgili içerikler