Rehber
Muris muvazaası (mirastan mal kaçırma) davası: tapu iptali ve tescil şartları (TBK m.19, TMK m.1025)
Muris muvazaası kavramının hukuki temeli, mirasbırakanın satış görünümü altında mal kaçırmasının unsurları, tapu iptali ve tescil davasının kimler tarafından açılabileceği, ispat yükü ve uygulamada dikkat edilecek noktalar.
Muris muvazaası, mirasbırakanın sağlığında, bir veya birkaç mirasçısını mirastan mahrum bırakmak amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği bir malı, görünüşte satış sözleşmesiyle devretmesi hâlidir. Uygulamada en sık görülen biçimi, bir ebeveynin bir taşınmazını tapuda "satış" olarak bir çocuğuna devretmesi, ancak hiçbir bedel alınmamış veya bedel göstermelik olması durumudur.
Hukuki temel: muvazaa (TBK m.19)
Muris muvazaasının dayanağı, sözleşmeler hukukundaki genel muvazaa kuralıdır. TBK m.19/1 açıkça der ki: bir sözleşmenin türü ve içeriği belirlenirken, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.
Muris muvazaasında iki işlem iç içe geçmiştir:
- Görünürdeki işlem (muvazaalı): Tapuda "satış" olarak görünen devir.
- Gizli işlem (gerçek irade): Tarafların asıl istediği bağış.
Türk hukukunda yerleşik içtihat, muris muvazaasında gizli işlemin de (bağışın) şekil şartına (resmî senet) uymadığı için geçersiz olduğunu, dolayısıyla devrin temelden hükümsüz kaldığını kabul eder. Sonuç olarak tapu kaydı yolsuz tescil hâline gelir.
Tapu iptali ve tescil davası (TMK m.1025)
Muvazaa nedeniyle malı devralan kişi adına yapılan tescil, gerçek hukuki duruma aykırı olduğundan yolsuz tescildir. TMK m.1025/1 uyarınca, bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmişse, bu yüzden aynî hakkı zedelenen kimse tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilir. Muris muvazaasında bu dava, tapu iptali ve tescil davası olarak açılır: mirasçı, muvazaalı devrin iptalini ve malın tereke adına (ya da doğrudan payı oranında kendi adına) tesciline karar verilmesini talep eder.
Dikkat: m.1025/2 uyarınca iyi niyetli üçüncü kişilerin bu tescile dayanarak kazandığı aynî haklar saklıdır. Yani muvazaalı devri yapan kişi, malı bir üçüncü kişiye satmışsa ve o kişi iyi niyetliyse (muvazaayı bilmiyor ve bilmesi de gerekmiyorsa), o üçüncü kişiye karşı tapu iptali istenemeyebilir; bu durumda mirasçı yalnızca tazminat talep edebilir.
Davayı kimler açabilir, ne zaman açılır?
Muris muvazaası davasını mirasbırakanın tüm yasal mirasçıları açabilir — yalnızca saklı paylı mirasçılarla sınırlı değildir, çünkü dava saklı pay ihlaline değil, muvazaalı (gerçekte var olmayan) bir satışın iptaline dayanır. Dava, mirasbırakanın ölümünden sonra açılabilir; mirasbırakan sağken, henüz miras hakkı doğmadığından mirasçılar bu davayı açamaz.
İspat: her türlü delil kullanılabilir
Muvazaa iddiası, niteliği gereği gizli bir iradeyi ortaya çıkarmaya çalıştığından, ispatı genellikle güçtür. Yargı uygulaması, bu tür davalarda her türlü delile (tanık dahil) başvurulabileceğini kabul eder. İspatta değerlendirilen tipik olgular:
- Satış bedelinin gerçekten ödenip ödenmediği (banka kaydı, makbuz vb. yokluğu),
- Devralanın devir tarihindeki ekonomik gücü (bedeli ödeyecek mali durumu var mıydı?),
- Mirasbırakanın devir sonrası malı fiilen kullanmaya devam edip etmediği (örn. kirayı hâlâ kendisinin toplaması),
- Mirasbırakanın diğer mirasçılarla ilişkisi ve devrin zamanlaması (örn. ölümünden kısa süre önce yapılan devir).
Örnek senaryo
Bir baba, üç çocuğundan birine tapuda bir daireyi "satış" olarak devreder; tapuda gösterilen bedel günün rayiç değerinin çok altındadır ve devralan çocuğun o tarihte bu bedeli ödeyecek geliri yoktur. Baba, devirden sonra da dairede oturmaya ve kirasını toplamaya devam eder. Baba vefat ettikten sonra, diğer iki çocuk, bu devrin muris muvazaası olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil davası açar; mahkeme, bedelin ödenmediğini, babanın malı fiilen elinde tuttuğunu ve ekonomik durumu değerlendirerek devrin gerçekte bağış olduğuna, dolayısıyla muvazaalı ve geçersiz olduğuna karar verebilir.
Sık yapılan hatalar
- Davayı mirasbırakan sağken açmaya çalışmak. Miras hakkı ölümle doğar; sağlıkken açılan bir dava bu temelde kabul edilmez.
- Yalnızca saklı pay ihlaline dayanmak. Muris muvazaası davası ile tenkis davası farklıdır; muvazaa davasında amaç devrin tümüyle geçersizliğini tespit etmek, tenkiste ise saklı payın tamamlanmasıdır — ikisi karıştırılmamalıdır.
- İspatı yalnızca yazılı belgeyle sınırlı sanmak. Muvazaa, tanık dahil her türlü delille ispatlanabilir; bu nedenle dava hazırlığında tanık beyanları ve dolaylı deliller de toplanmalıdır.
- İyi niyetli üçüncü kişi savunmasını göz ardı etmek. Mal üçüncü bir kişiye devredilmişse, o kişinin iyi niyetli olup olmadığı davanın sonucunu (ayni talep mi, tazminat mı) doğrudan etkiler.
- Devir tarihini ve mirasbırakanın davranışlarını belgelemeden dava açmak. Devrin zamanlaması, bedelin akıbeti ve malın fiilî kullanımı gibi olgular önceden araştırılmadan açılan davalar ispat güçlüğüyle karşılaşır.
Sık sorulan sorular
Muris muvazaası nedir?
Mirasbırakanın, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla gerçekte bağışlamak istediği bir taşınmazı, satış sözleşmesi görünümü altında devretmesidir. Hukuki temeli TBK m.19'daki muvazaa (tarafların gerçek ve ortak iradesinin esas alınması) ilkesidir.
Bu durumda hangi dava açılır?
Zarar gören mirasçı, TMK m.1025 uyarınca yolsuz tescilin düzeltilmesi için tapu iptali ve tescil davası açabilir; dava, görünürdeki satışın muvazaalı olduğunu, gerçekte bağış olduğunu ileri sürer.
Davayı kimler açabilir?
Muris muvazaası davasını, mirasbırakanın saklı paylı olsun olmasın tüm yasal mirasçıları açabilir; dava mirasbırakanın ölümünden sonra açılır, sağlığında açılamaz.
Muvazaa nasıl ispatlanır?
Muvazaa iddiası her türlü delille ispatlanabilir; satış bedelinin ödenmediği, mirasbırakanın ekonomik durumu, devir sonrası malın fiilen kimin kullanımında kaldığı gibi olgular tanık dahil tüm delillerle ortaya konabilir.
İlgili mevzuat ve resmî kaynaklar
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olay için avukat incelemesi gerekir. Mevzuat ve içtihat değişebilir; güncel metni resmî kaynaktan kontrol edin. Bu içerik bir avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Son güncelleme: 26 Eylül 2026. Editoryal politika
Yazar hakkında
LexLawy Hukuk Editör Kurulu
Editoryal ekip
LexLawy Hukuk Editör Kurulu, avukatların ve hukuk profesyonellerinin ihtiyaç duyduğu mevzuat, içtihat, dava süreçleri, hukuki hesaplamalar ve hukuk teknolojileri konularında anlaşılır rehberler hazırlamak amacıyla çalışır. Yayınlanan içeriklerde Resmî Gazete, güncel mevzuat ve güvenilir hukuki kaynaklar esas alınır. İçerikler genel bilgilendirme niteliğindedir; somut uyuşmazlıklarda avukat değerlendirmesi gerekir.
İlgili içerikler
Rehber
Miras ortaklığına temsilci atanması: sulh mahkemesi, görev ve süre (TMK m.640/3)
Miras ortaklığına temsilci atanmasının şartları, hangi mahkemenin yetkili olduğu, temsilcinin yetki ve görevleri, atamanın ne zaman gerekli olduğu ve uygulamada dikkat edilecek noktalar.
25 Eylül 2026 tarihinde güncellendi
Rehber
Mirasın tüm mirasçılarca reddi: iflas hükümlerine göre tasfiye (TMK m.612)
En yakın yasal mirasçıların hepsinin mirası reddetmesi hâlinde uygulanacak özel tasfiye usulü ve tasfiye sonunda arta kalan değerlerin hak sahiplerine dağıtılma kuralı.
26 Eylül 2026 tarihinde güncellendi
Rehber
Mirastan feragat sözleşmesi: mirasçılık sıfatının kaybı ve alacaklı koruması (TMK m.528-530)
Mirastan feragat sözleşmesinin mirasçının sağlığında yapılan, mirasçılık sıfatını sona erdiren niteliği, feragatin hükümden düşme hâlleri ve tereke borca batıksa alacaklılara karşı sorumluluk kuralı.
26 Eylül 2026 tarihinde güncellendi
Rehber
Mirastan yoksunluk: sebepler, altsoya etkisi, af ve tespit davası (TMK m.578-579)
Mirastan yoksunluk sebepleri, hukuki sonuçları, altsoya etkisi, af, mirasçı ve vasiyet alacaklısı olabilme şartları, tespit davası ve uygulamada ispat.
25 Eylül 2026 tarihinde güncellendi
