Blog
Kesinleşme şerhi nedir, hangi kararlar kesinleşmeden icra edilemez?
Hangi ilamların kesinleşmeden icraya konulamayacağı, kesinleşme şerhinin nasıl alındığı ve nafaka kararlarının özel durumu.
Kesinleşme şerhi, bir mahkeme kararının artık olağan kanun yollarıyla değiştirilemeyeceğini gösteren ve ilam üzerine düşülen kayıttır. İcra takibi, tapu işlemi veya nüfus kaydında değişiklik yapılması gereken dosyalarda, şerh alınmadan hiçbir adım atılamaz. Bu nedenle hangi kararın kesinleşmeye tabi olduğunu bilmek, takibin en başında verilecek karardır.
Kural: kanun yolu icrayı durdurmaz
HMK m.350/1 (istinaf) ve m.367/1 (temyiz) aynı kuralı tekrarlar:
- İstinaf yoluna başvurma, kararın icrasını durdurmaz.
- Temyiz, kararın icrasını durdurmaz.
Her iki fıkrada da iki ek kayıt vardır:
- İcra ve İflas Kanununun icranın geri bırakılmasıyla ilgili 36 ncı maddesi hükmü saklıdır. Yani borçlu, İİK m.36 çerçevesinde teminat göstererek icranın geri bırakılmasını isteyebilir.
- Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez. Bu, nafakanın niteliğinden kaynaklanan mutlak bir istisnadır.
Kuralın pratik anlamı şudur: kural olarak bir ilam, kesinleşmesi beklenmeden icraya konulabilir. Kanun yoluna başvurulmuş olması buna engel değildir.
İstisna: kesinleşmeden icra edilemeyen kararlar
HMK m.350/2 ve m.367/2, aynı ifadeyle üç dava grubunu kural dışına çıkarır: kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez.
Bu üç grup şöyle somutlaşır:
1. Kişiler hukuku. Ad ve soyadın değiştirilmesi, yaş ve nüfus kaydının düzeltilmesi, gaiplik, kısıtlama ve kısıtlamanın kaldırılması, vesayete ilişkin kararlar bu kapsamdadır.
2. Aile hukuku. Boşanma ve ayrılık, evliliğin iptali, soybağının reddi ve kurulması, babalık, evlat edinme ve velâyete ilişkin kararlar.
3. Taşınmaz mal ile ilgili ayni haklar. Tapu iptali ve tescil, ortaklığın giderilmesi, önalım, ipoteğin kaldırılması, irtifak hakkına ilişkin kararlar.
Bu ayrımda en sık yapılan hata, ayni hak ile şahsi hak karışımıdır. Taşınmaza ilişkin olması tek başına yeterli değildir; kararın ayni hakka ilişkin olması gerekir. Buna karşılık kira alacağı veya ecrimisil gibi talepler kişisel hak niteliğindedir ve kesinleşmeden icraya konulabilir.
Boşanma kararlarında da karma bir durum ortaya çıkar. Boşanmanın kendisi aile hukukuna ilişkin olduğundan kesinleşmeden sonuç doğurmaz. Buna karşılık karardaki nafaka hükümleri bakımından, m.350/1 ve m.367/1'in son cümleleri uyarınca icranın geri bırakılmasına karar verilemeyeceği gözetilmelidir. Kararın eklentileri (tazminat, yargılama gideri, vekâlet ücreti) bakımından ise uygulamada, ana hükmün kesinleşmesine bağlı olarak değerlendirme yapılır; bu nedenle boşanma ilamları pratikte kesinleşme beklenerek işleme konur.
Kesinleşme ne zaman gerçekleşir
Bir karar şu hâllerde kesinleşir:
- Kanun yolu süresi, kanun yoluna başvurulmaksızın geçmişse. HMK m.345 uyarınca istinaf süresi iki hafta, m.361 uyarınca temyiz süresi iki haftadır; her iki süre de kararın tebliğinden itibaren işler.
- Taraflar kanun yolundan feragat etmişse.
- Kanun yolu incelemesi tamamlanmış ve karar onanmışsa.
- Karar, kanun yoluna kapalı bir karar ise (parasal sınır veya kanunun kesinlik öngördüğü hâller).
Kesinleşme tarihi, tarafların her biri bakımından ayrı ayrı hesaplanır. Bir tarafa tebligat yapılmamışsa karar o taraf bakımından kesinleşmez. Bu nedenle şerh talebinden önce tüm taraflara tebligat yapılıp yapılmadığı kontrol edilmelidir. Uygulamada kesinleşme şerhi taleplerinin gecikmesinin en yaygın sebebi, eksik veya usulsüz tebligattır.
Şerhin alınması
Kesinleşme şerhi, kararı veren mahkemeden alınır. İzlenecek adımlar:
- Kararın tüm taraflara tebliğ edilmiş olduğu ve tebligatların usulüne uygunluğu kontrol edilir.
- Kanun yolu sürelerinin dolduğu veya kanun yolu incelemesinin tamamlandığı tespit edilir.
- Mahkeme kalemine başvurularak ilamın kesinleşme şerhli örneği istenir.
- Şerhte, kararın hangi tarihte kesinleştiği yazılır. Bu tarih, sonraki işlemler bakımından önem taşır.
Tapu müdürlüğü, nüfus müdürlüğü ve benzeri kurumlar, işlem yapmak için ilamın kesinleşme şerhli örneğini arar. Şerh düşülmemiş bir ilamla bu kurumlarda işlem yapılamaz.
Vekâletin kapsamıyla ilişkisi
HMK m.73/1, davaya vekâletin hüküm kesinleşinceye kadar sürdüğünü ve hükmün yerine getirilmesini de kapsadığını belirtir. Dolayısıyla kesinleşme şerhi alınması ve ilamın icraya konulması, kural olarak mevcut vekâletname kapsamındadır; ayrı bir yetkiye ihtiyaç duyulmaz.
Buna karşılık HMK m.74 uyarınca kanun yollarından feragat özel yetki gerektirir. Kesinleşmeyi hızlandırmak amacıyla kanun yolundan feragat edilecekse, vekâletnamede bu yetkinin bulunması zorunludur.
İcranın geri bırakılması
İlam kesinleşmeden icraya konulduğunda borçlunun başvurabileceği yol, İİK m.36 çerçevesinde icranın geri bırakılmasıdır. HMK m.350/1 ve m.367/1 bu maddeyi açıkça saklı tutar.
Bu yol, teminat gösterilmesi esasına dayanır ve süreye bağlıdır. Bu nedenle kanun yoluna başvuran borçlu vekili, yalnızca kanun yolu dilekçesini vermekle yetinmemeli; icra takibi başlatılmışsa ayrıca icranın geri bırakılması yoluna gitmelidir. Kanun yoluna başvurulmuş olması, tek başına takibi durdurmaz.
Nafaka kararlarında bu yolun kapalı olduğu, her iki maddenin son cümlesiyle açıkça belirtilmiştir.
Örnek senaryo
Bir tapu iptali ve tescil davası kabul edilmiş, karar davacı lehine sonuçlanmıştır. Davacı, tapuda hemen tescil yaptırmak istemektedir. Davalı istinaf yoluna başvurmuştur.
Değerlendirme:
- Kesinleşme şartı. Karar, taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkindir. HMK m.350/2 uyarınca kesinleşmedikçe yerine getirilemez; tapuda tescil yapılamaz.
- İstinafın etkisi. m.350/1 uyarınca istinaf başvurusu icrayı durdurmaz; ancak bu kural burada zaten devreye girmez, çünkü karar kesinleşmeye tabidir.
- Beklenecek aşama. İstinaf incelemesinin tamamlanması, gerekiyorsa temyiz sürecinin de sonuçlanması beklenir.
- Tebligat kontrolü. Kesinleşme, tarafların her biri bakımından ayrı hesaplanır. Tüm taraflara usulüne uygun tebligat yapıldığı denetlenir.
- Şerh. Süreç tamamlandığında kararı veren mahkemeden kesinleşme şerhli ilam örneği alınır; tapu müdürlüğü bu örneği arayacaktır.
- Karşılaştırma. Aynı dosyada bir de ecrimisil talebi kabul edilmiş olsaydı, bu talep kişisel hak niteliğinde olduğundan kesinleşme beklenmeden icraya konulabilirdi.
Sık yapılan hatalar
- Taşınmaza ilişkin her kararın kesinleşmeye tabi sanılması. Ölçüt ayni hak olmasıdır; kira ve ecrimisil gibi kişisel hak talepleri kural dışındadır.
- Kanun yoluna başvurunun takibi durduracağının sanılması. m.350/1 ve m.367/1 aksini söyler; İİK m.36 yoluna ayrıca gidilmelidir.
- Nafakada icranın geri bırakılmasının istenmesi. Her iki madde bu imkânı açıkça kapatır.
- Tebligatların kontrol edilmemesi. Kesinleşme her taraf bakımından ayrı hesaplanır; eksik tebligat şerhi imkânsız kılar.
- Kesinleşme tarihinin not edilmemesi. Şerhte yazılı tarih, sonraki süreler bakımından belirleyicidir.
- Kesinleşme şerhi için ayrı yetki arandığının sanılması. m.73/1 uyarınca vekâlet hükmün yerine getirilmesini de kapsar.
- Kanun yolundan feragat için yetkinin bulunmaması. m.74 bu işlemi özel yetkiye bağlar.
- Şerhsiz ilamla kurumlara başvurulması. Tapu ve nüfus işlemlerinde şerhli örnek aranır.
Sık sorulan sorular
İstinaf veya temyiz icrayı durdurur mu?
Hayır. HMK m.350/1 ve m.367/1 uyarınca istinaf yoluna başvurma ve temyiz kararın icrasını durdurmaz; İİK m.36 saklıdır.
Hangi kararlar kesinleşmeden icra edilemez?
HMK m.350/2 ve m.367/2 uyarınca kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez.
Nafaka kararlarında icranın geri bırakılması mümkün mü?
Hayır. HMK m.350/1 ve m.367/1 son cümleleri uyarınca nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez.
Kesinleşme şerhi nereden alınır?
Kararı veren mahkemenin kalemine başvurularak, kanun yoluna başvurulmadığı veya kanun yolu incelemesinin tamamlandığı tespit edildikten sonra ilam üzerine şerh düşülür.
İlgili mevzuat ve resmî kaynaklar
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olay için avukat incelemesi gerekir. Mevzuat ve içtihat değişebilir; güncel metni resmî kaynaktan kontrol edin. Bu içerik bir avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Son güncelleme: 25 Eylül 2026. Editoryal politika
Yazar hakkında
LexLawy Hukuk Editör Kurulu
Editoryal ekip
LexLawy Hukuk Editör Kurulu, avukatların ve hukuk profesyonellerinin ihtiyaç duyduğu mevzuat, içtihat, dava süreçleri, hukuki hesaplamalar ve hukuk teknolojileri konularında anlaşılır rehberler hazırlamak amacıyla çalışır. Yayınlanan içeriklerde Resmî Gazete, güncel mevzuat ve güvenilir hukuki kaynaklar esas alınır. İçerikler genel bilgilendirme niteliğindedir; somut uyuşmazlıklarda avukat değerlendirmesi gerekir.
İlgili içerikler
Blog
Emsal karar dilekçede nasıl kullanılır?
Yargı kararlarının hukuk kaynağı olarak yeri, bağlayıcı olan ve olmayan kararlar ile dilekçede atıf tekniği.
24 Eylül 2026 tarihinde güncellendi
Blog
Vekâletname nasıl düzenlenir? Özel yetki gerektiren hâller
Vekâletnamenin kapsamı, özel yetki listesinin neden eksiksiz olması gerektiği ve vekâletnamesiz işlem yapmanın sonuçları.
24 Eylül 2026 tarihinde güncellendi
Blog
Avukatın sır saklama yükümlülüğü ve tanıklıktan çekinme hakkı
Avukatın mesleki sır yükümlülüğünün kapsamı, tanıklık için muvafakat şartı ve çekinme hakkının hukuki ve cezai sonuçları.
24 Eylül 2026 tarihinde güncellendi
