İçeriğe geç

Rehber

Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru şartları: kimler, neye karşı, ne zaman

Bireysel başvurunun konusu, başvurabilecek kişiler, kanun yollarının tüketilmesi, otuz günlük süre ve kabul edilemezlik nedenleri.

Yazar: LexLawy Hukuk Editör KuruluYayın: 25 Eylül 2026Son güncelleme: 25 Eylül 2026Bu içerik nasıl hazırlandı?5 dk okuma

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, olağan kanun yollarının sonunda temel hak ihlalinin giderilememesi hâlinde başvurulan olağanüstü bir başvuru yoludur. Yolun kuralları 6216 sayılı Kanunun 45 ila 51. maddelerinde düzenlenir. Uygulamada başvuruların önemli bölümü şekil şartları (süre, yolların tüketilmesi, dilekçe içeriği) nedeniyle kabul edilemez bulunur; bu nedenle şartların baştan doğru okunması gerekir.

Neye karşı başvurulur? (m.45)

6216 m.45/1: herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Yani hak, hem Anayasada hem Sözleşme sisteminde yer almalıdır (örneğin adil yargılanma, mülkiyet hakkı, kişi özgürlüğü, ifade özgürlüğü).

Başvuru konusu olamayanlar (m.45/3). Yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan bireysel başvuru yapılamaz; Anayasa Mahkemesi kararları ile Anayasanın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler de bireysel başvurunun konusu olamaz. Kanunun Anayasaya aykırılığı, ancak somut norm denetimi yoluyla, yani bir davada mahkemenin itirazı ile gündeme gelir; bireysel başvuruda ise kanuna dayanan uygulamanın hakkı ihlal ettiği ileri sürülür.

Kimler başvurabilir? (m.46)

  • Güncel ve kişisel hak: m.46/1 uyarınca bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem veya ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir. Başkasının hakkı adına ya da soyut bir hukuka aykırılık gerekçesiyle başvurulamaz.
  • Kamu tüzel kişileri bireysel başvuru yapamaz; özel hukuk tüzel kişileri ise sadece tüzel kişiliğe ait haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle başvurabilir (m.46/2). Örneğin şirket, kendi mülkiyet hakkı veya adil yargılanma hakkı için başvurabilir; ortağının kişisel hakkı için başvuramaz.
  • Yabancılar, yalnızca Türk vatandaşlarına tanınan haklarla ilgili olarak başvuru yapamaz (m.46/3). Türk vatandaşlarına özgü olmayan haklarda yabancılar da başvurabilir.

Kanun yollarının tüketilmesi (m.45/2)

İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem veya ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamı bireysel başvurudan önce tüketilmiş olmalıdır. Uygulamada bu, hukuk ve ceza yargılamasında istinaf ve temyize kadar giderek karar kesinleşmeden başvurulmaması; idari yargıda da olağan kanun yollarının (istinaf, temyiz) kullanılması anlamına gelir. Önemli noktalar:

  • Yol açık ve etkili olmalıdır. Kanunda öngörülmüş bir yol varsa, bunun kullanılmamış olması başvurunun kabul edilemezliğine yol açar.
  • Şikâyet aynı hak yönünden yargı yollarında ileri sürülmelidir. Örneğin adil yargılanma ihlalini iddia eden kişi, bu şikâyeti önce kanun yolu aşamasında dile getirmelidir; ihlal iddiası hiç ileri sürülmediyse Anayasa Mahkemesi "kanun yolunda dile getirilmemiş" diyerek kabul edilemez bulabilir.
  • Olağanüstü kanun yolları (örneğin yargılamanın yenilenmesi, kanun yararına bozma) genel olarak tüketilmesi gereken yollardan sayılmaz; başvuru süresi de bu yollara başvurmakla uzamaz. Ayrıntı için güncel içtihatlar izlenmelidir.

Başvuru süresi (m.47/5)

Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.

Mazeret. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilir. Mahkeme, öncelikle mazeretin geçerli görülüp görülmediğini inceleyerek talebi kabul veya reddeder.

Sürenin başlangıcı. Süre, kesinleşen karar gerekçeli olarak tebliğ edildiğinde işlemeye başlar; kararın kesinleştiğinin öğrenilme tarihi başvuru süresinin başlangıcı bakımından belirleyicidir. Tebliğ tarihi ve tebligat şekli belgelenmelidir. Süre dolduktan sonra yapılan başvuru mazeret olmadıkça süre aşımı nedeniyle reddedilir.

Kabul edilebilirlik incelemesi (m.48)

  • Şartlar: kabul edilebilirlik kararı için 45 ila 47. maddelerdeki şartların taşınması gerekir (m.48/1).
  • Önem ve önemli zarar: Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir (m.48/2).
  • Komisyon: kabul edilebilirlik incelemesi komisyonlarca yapılır; şartları taşımadığına oy birliğiyle karar verilen başvurularda kabul edilemezlik kararı verilir, oy birliği sağlanamayan dosyalar bölümlere havale edilir (m.48/3).
  • Kesinlik: kabul edilemezlik kararları kesindir ve ilgililere tebliğ edilir (m.48/4).
  • Kötüye kullanım (m.51): bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine, yargılama giderleri dışında ayrıca disiplin para cezasına hükmedilebilir; kanundaki üst sınır kanunda gösterilmiştir.

Esas inceleme ve kanun yolu ayrımı (m.49)

Kabul edilebilir bulunan başvuruların esas incelemesi bölümlerce yapılır. Bölümlerin bir mahkeme kararına karşı yapılan başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır; kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlar (delillerin takdiri, hükmün isabeti, kanunun yorumu gibi) incelenemez (m.49/6). Bu nedenle bireysel başvuru dördüncü derece mahkeme değildir. Mahkeme incelemesini dosya üzerinden yapar, gerekli görürse duruşma yapılmasına da karar verebilir (m.49/4).

Örnek senaryo

A, işe iade davasını kaybetmiş; ilk derece mahkemesi davayı reddetmiş, istinaf başvurusu da reddedilmiştir. Karar, Yargıtay temyizinden sonra kesinleşmiş ve A'ya 10 Mart'ta gerekçeli olarak tebliğ edilmiştir. A, mahkemenin savunmasını dinlemeden karar verdiğini düşünmektedir.

  1. Konu. İddia adil yargılanma hakkı ihlalidir; hem Anayasada hem Sözleşmede yer alan bir haktır (m.45/1).
  2. Kanun yolları. A, istinaf ve temyize başvurmuş ve iddiayı bu aşamalarda dile getirmiştir; tüm yollar tüketilmiştir (m.45/2).
  3. Süre. A'nın başvurusu, kanun yollarının tüketildiği (kararın tebliğ edildiği) 10 Mart tarihinden itibaren otuz gün içinde, yani 9 Nisan'a kadar yapılmalıdır (m.47/5). A dilekçesini süreden önce verir.
  4. Kişisel hak. A'nın hakkı güncel ve kişisel olarak doğrudan etkilenmiştir (m.46/1).
  5. Eksik dilekçe. Dilekçede vekâletname veya ek belge eksikse, Mahkeme on beş günü geçmemek üzere eksikliğin giderilmesi için süre verir (m.47/6).
  6. Kabul edilebilirlik. Komisyon başvuruyu önemli bir zarar ve temel hak ihlali bakımından inceler; şartlar sağlanmışsa başvuru bölüme geçer (m.48).
  7. Esas. Bölüm yalnızca temel hak ihlali olup olmadığını inceler; işe iade davasının esası (haklı fesih olup olmadığı) kanun yolu meselesidir ve incelenmez (m.49/6).
  8. Sonuç. İhlal bulunursa ihlal kararı verilir ve gereği için dosya ilgili mahkemeye gönderilebilir (m.50).

Sık yapılan hatalar

  • Kanun yolunu tüketmeden başvurmak. İstinaf veya temyiz yolu açıkken yapılan başvuru kabul edilemez (m.45/2).
  • Otuz günlük süreyi kaçırmak. Mazeret olmadıkça süre aşımıyla reddedilir (m.47/5).
  • İhlal iddiasını kanun yolunda dile getirmemek. Şikâyet önce derece mahkemelerinde ileri sürülmelidir.
  • Kararın esasına itiraz eden bir dilekçe yazmak. Bireysel başvuru "kararın yanlış olduğu"nu değil, temel hakkın ihlal edildiğini gösterir (m.49/6).
  • Yasama işlemine doğrudan başvurmak. Kanuna doğrudan başvuru yapılamaz (m.45/3).
  • Tüzel kişi adına ortağın haklarını ileri sürmek. Özel hukuk tüzel kişisi yalnızca kendi haklarını ileri sürebilir (m.46/2).
  • Vekâletname ve ekleri sunmamak. Eksikliğin on beş günlük ek sürede tamamlanmaması reddedilme sebebidir (m.47/6).
  • Kabul edilemezlik kararını "itirazla" çözmeye çalışmak. Karar kesindir (m.48/4).

Sık sorulan sorular

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru için hangi haklar ileri sürülebilir?

6216 m.45/1 uyarınca Anayasada güvence altına alınmış olup aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokoller kapsamında bulunan temel hak ve özgürlüklerin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiası ileri sürülebilir.

Başvuru için önce kanun yollarını tüketmek şart mı?

Evet. m.45/2 uyarınca ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem veya ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamı bireysel başvurudan önce tüketilmiş olmalıdır.

Başvuru süresi kaç gündür?

m.47/5 uyarınca başvuru, başvuru yollarının tüketildiği tarihten (yol öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten) itibaren otuz gün içinde yapılmalıdır; haklı mazereti olanlar mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde başvurabilir.

Kabul edilemezlik kararına itiraz edilebilir mi?

m.48/4 uyarınca kabul edilemezlik kararları kesindir ve ilgililere tebliğ edilir; bu karara karşı kanun yolu yoktur.

İlgili mevzuat ve resmî kaynaklar

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olay için avukat incelemesi gerekir. Mevzuat ve içtihat değişebilir; güncel metni resmî kaynaktan kontrol edin. Bu içerik bir avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Son güncelleme: 25 Eylül 2026. Editoryal politika

Yazar hakkında

LexLawy Hukuk Editör Kurulu

Editoryal ekip

LexLawy Hukuk Editör Kurulu, avukatların ve hukuk profesyonellerinin ihtiyaç duyduğu mevzuat, içtihat, dava süreçleri, hukuki hesaplamalar ve hukuk teknolojileri konularında anlaşılır rehberler hazırlamak amacıyla çalışır. Yayınlanan içeriklerde Resmî Gazete, güncel mevzuat ve güvenilir hukuki kaynaklar esas alınır. İçerikler genel bilgilendirme niteliğindedir; somut uyuşmazlıklarda avukat değerlendirmesi gerekir.

İlgili içerikler

Rehber

AİHM başvurusu ve iç hukuk yollarının tüketilmesi

AİHM başvurusunun şartları, Anayasa Mahkemesi bireysel başvurusuyla ilişkisi, süre, AİHM kararlarının iç hukukta yeniden yargılama sebebi olması ve dikkat edilecekler.

25 Eylül 2026 tarihinde güncellendi