İçeriğe geç

Rehber

Cevap dilekçesi süresi hesaplama: iki hafta ve bir aylık ek süre (HMK m.127-128)

Davalının cevap dilekçesi verme süresinin başlangıcı ve uzunluğu, ek süre talebinin şartları ve zamanlaması, süresinde cevap verilmemesinin hukuki sonucu.

Yazar: LexLawy Hukuk Editör KuruluYayın: 26 Eylül 2026Son güncelleme: 26 Eylül 2026Bu içerik nasıl hazırlandı?3 dk okuma

Cevap dilekçesi süresi, davalının dava dilekçesindeki iddialara karşı savunmasını yazılı olarak sunması için tanınan yasal süredir. Yazılı yargılama usulünde bu süreye uyulmaması, davalının stratejik olarak dezavantajlı bir konuma düşmesine yol açar. Düzenleme HMK m.127-128'dedir.

Sürenin uzunluğu ve başlangıcı (m.127/1)

Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Süre, genel kurala uygun olarak tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar (m.91) ve hafta esasına göre karşılık gelen günün tatil saatinde biter (m.92/2); son gün resmî tatile denk gelirse takip eden ilk iş günü biter (m.93/1).

Ek süre talebi

Durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, davalı, yine bu iki haftalık süre zarfında mahkemeye başvurursa, kendisine:

  • Cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak,
  • Bir defaya mahsus olmak ve
  • Bir ayı geçmemek üzere

ek bir süre verilebilir. Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karar taraflara derhâl bildirilir. Bu düzenlemenin iki kritik noktası vardır: (1) ek süre talebinin asıl iki haftalık süre içinde yapılması gerekir — süre geçtikten sonra yapılan ek süre talebi kabul edilmez; (2) ek süre en fazla bir ay olabilir ve yalnızca bir kez istenebilir, ikinci bir ek süre talebi mümkün değildir.

Süresinde cevap verilmemesinin sonucu (m.128/1)

Süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır. Bu, davalının hiçbir şey söylemeksizin dahi tüm iddiaları reddetmiş kabul edildiği anlamına gelir — yani cevap vermemek, davayı kabul etmek değil, inkâr sonucu doğurur. Ancak bu görünürdeki avantaj aldatıcıdır: davalı, cevap dilekçesi vermediği için zamanaşımı, hak düşürücü süre, takas, delil gibi ayrıca ileri sürülmesi gereken savunma araçlarından yoksun kalır; ayrıca dava dosyasına karşı delil ve tanık bildirme imkânı ciddi biçimde daralır.

Uygulamada dikkat edilecekler

  • Ek süre talebini son güne bırakmayın. Talep, asıl iki haftalık sürenin bitiminden önce mahkemeye ulaşmalıdır.
  • Ek süre talebini gerekçelendirin. Kanun "çok zor yahut imkânsız" ifadesini kullanır; mahkeme somut gerekçe arayabilir (dosyanın kapsamı, yurt dışı delil toplama ihtiyacı gibi).
  • Bir aylık ek süreyi de kaçırmayın. Bu sürenin sonunda ikinci bir ek süre yoktur; cevap dilekçesi verilmezse m.128 devreye girer.
  • İnkâr edilmiş sayılmanın savunma araçlarını kapsamadığını unutmayın. Zamanaşımı def'i gibi haklar ayrıca ve süresinde ileri sürülmelidir.
  • Elektronik/posta tebligatında tebliğ tarihini doğru tespit edin. Süre, fiilî tebliğ tarihinden işler.

Örnek senaryo

N'ye dava dilekçesi 1 Eylül'de tebliğ edilmiştir; dosya çok sayıda teknik belge içerdiğinden N, savunmasını iki hafta içinde hazırlayamayacağını düşünmektedir.

  1. Asıl süre. Cevap dilekçesi süresi, 1 Eylül'den itibaren iki hafta sonra (yaklaşık 15 Eylül) dolar (m.127/1).
  2. Ek süre talebi. N, bu iki haftalık süre dolmadan önce, mahkemeye başvurarak ek süre ister.
  3. Ek sürenin hesabı. Talep kabul edilirse, ek süre cevap süresinin bitiminden (15 Eylül'den) itibaren işlemeye başlar ve en fazla bir ay (yaklaşık 15 Ekim'e kadar) uzatılabilir.
  4. Kaçırılırsa. N, bu uzatılmış süreyi de kaçırırsa, davacının tüm vakıalarını inkâr etmiş sayılır (m.128/1); ancak zamanaşımı gibi ayrıca ileri sürülmesi gereken def'ileri kaybeder.
  5. Tavsiye. N'nin avukatı, süre dolmadan kısa bir "süre uzatım" dilekçesiyle ek süre talep eder ve gerekçesini (belge yoğunluğu, teknik inceleme ihtiyacı) somut olarak açıklar.

Sık yapılan hatalar

  • Ek süre talebini asıl sürenin son gününden sonra yapmak. m.127/1 açıkça "bu süre zarfında" başvuru arar.
  • İkinci kez ek süre istemek. Kanun "bir defaya mahsus" der; ikinci talep reddedilir.
  • Cevap vermemenin davayı kabul anlamına geldiğini sanmak. Tam tersine, m.128/1 inkâr sonucu doğurur.
  • İnkâr edilmiş sayılmayı, zamanaşımı gibi def'ileri ileri sürmeye gerek olmadığı şeklinde yorumlamak. Bu savunmalar ayrıca ve süresinde bildirilmelidir.
  • Ek süreyi "bir aydan fazla" isteyebileceğini düşünmek. Kanuni üst sınır bir aydır.
  • Tebliğ tarihini yanlış hesaplamak. Elektronik tebligatta tebliğ anının doğru tespiti kritik önem taşır.
  • Ek süre kararının bildirilmesini beklemeden hazırlıksız kalmak. Karar taraflara derhâl bildirilir; ret ihtimaline karşı hazırlık sürdürülmelidir.
  • Cevap dilekçesini eksik unsurlarla vermek. Süreyi tutturmak, dilekçenin içerik eksikliklerini (ayrı bir konu) telafi etmez.

Ücretsiz hesaplayın

Sık sorulan sorular

Cevap dilekçesi süresi ne kadardır?

HMK m.127/1 uyarınca cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır.

Ek süre nasıl ve ne zaman istenir?

m.127/1 uyarınca cevap dilekçesinin iki haftalık süre içinde hazırlanması çok zor veya imkânsızsa, davalı yine bu iki hafta içinde mahkemeye başvurarak, cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek süre isteyebilir.

Ek süre talebi birden fazla kez istenebilir mi?

Hayır, m.127/1 açıkça "bir defaya mahsus olmak" ifadesiyle ek sürenin yalnızca bir kez verilebileceğini düzenler; ikinci bir ek süre talep edilemez.

Süresinde cevap dilekçesi verilmezse ne olur?

HMK m.128/1 uyarınca süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır.

İlgili mevzuat ve resmî kaynaklar

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olay için avukat incelemesi gerekir. Mevzuat ve içtihat değişebilir; güncel metni resmî kaynaktan kontrol edin. Bu içerik bir avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Son güncelleme: 26 Eylül 2026. Editoryal politika

Yazar hakkında

LexLawy Hukuk Editör Kurulu

Editoryal ekip

LexLawy Hukuk Editör Kurulu, avukatların ve hukuk profesyonellerinin ihtiyaç duyduğu mevzuat, içtihat, dava süreçleri, hukuki hesaplamalar ve hukuk teknolojileri konularında anlaşılır rehberler hazırlamak amacıyla çalışır. Yayınlanan içeriklerde Resmî Gazete, güncel mevzuat ve güvenilir hukuki kaynaklar esas alınır. İçerikler genel bilgilendirme niteliğindedir; somut uyuşmazlıklarda avukat değerlendirmesi gerekir.

İlgili içerikler

Rehber

Adli tatilde süre uzaması hesaplama: bir haftalık ek süre (HMK m.104)

Adli tatile tabi dava ve işlerde HMK tarafından öngörülen sürelerin bitiminin adli tatil dönemine rastlaması hâlinde, bu sürelerin adli tatilin bitiş gününden itibaren bir hafta uzamış sayılması kuralı ve bu uzamanın hangi süreler için geçerli olduğu.

26 Eylül 2026 tarihinde güncellendi