İçeriğe geç

Rehber

İtirazın iptali davası ve icra inkâr tazminatı

İİK m.67 uyarınca itirazın iptali davasının açılma şartları, tazminatın koşulları ve genel alacak davasından farkı.

Yazar: LexLawy Hukuk Editör KuruluYayın: 25 Eylül 2026Son güncelleme: 25 Eylül 2026Bu içerik nasıl hazırlandı?5 dk okuma

İtirazın iptali davası, ödeme emrine yapılan itirazın genel mahkemede bertaraf edilmesini sağlayan yoldur. İtirazın kaldırılmasından farkı, her türlü delille ispat imkânı vermesi; buna karşılık daha uzun sürmesidir. Ayrıca bu davaya özgü bir yaptırım vardır: icra inkâr tazminatı.

Davanın açılması

İİK m.67/1 (17/7/2003 tarihli 4949 sayılı Kanunla değişik): takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.

Üç unsur vardır:

  1. Süre: bir sene. Başlangıç, itirazın alacaklıya tebliği tarihidir. İtiraz, m.62/2 uyarınca üç gün içinde bir muhtıra ile alacaklıya tebliğ edilir.
  2. Merci: genel mahkeme. İcra mahkemesi değil, alacağın niteliğine göre görevli genel mahkeme.
  3. İspat: genel hükümler dairesinde. İtirazın kaldırılmasındaki belge sınırlaması burada yoktur; tanık dahil her türlü delil kullanılabilir (senetle ispat kuralları saklıdır).

Bu üçüncü unsur, iki yol arasındaki seçimin temel ölçütüdür. Elde İİK m.68/1'deki nitelikte bir belge yoksa, tek yol itirazın iptalidir.

Süre kaçırılırsa

m.67/5 bir güvence getirir: birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.

Yani bir yıllık süre bir hak düşürücü süre değil, bu özel dava yoluna ilişkin bir süredir. Kaçırıldığında alacak hakkı sona ermez; alacaklı olağan bir alacak davası açabilir. Ancak kaybedilenler vardır:

  • Mevcut takip dosyasının devamı sağlanamaz; yeni bir takip gerekir.
  • İcra inkâr tazminatı istenemez. Bu tazminat yalnızca itirazın iptali davasına özgüdür.

Bu ikinci kayıp, çoğu dosyada bir yıllık süreye uyulmasının asıl sebebidir.

İcra inkâr tazminatı

İİK m.67/2 (9/11/1988 tarihli 3494 sayılı Kanunla değişik) iki yönlü bir yaptırım kurar: bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.

Bu fıkradan çıkan kurallar:

  • Borçlu aleyhine: İtirazının haksızlığına karar verilmesi yeterlidir. Kötü niyet aranmaz.
  • Alacaklı aleyhine: Takibinde haksız ve kötü niyetli görülmesi gerekir. İki koşul birlikte aranır; yalnızca haksız çıkmak yeterli değildir.
  • Talep şartı: Tazminata diğer tarafın talebi üzerine hükmedilir. Resen karar verilmez. Bu nedenle talep, dava veya cevap dilekçesinde açıkça yazılmalıdır.
  • Oran: Red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, "uygun bir tazminat". Yani yüzde yirmi bir alt sınırdır; hâkim daha yüksek takdir edebilir.
  • Ölçütler: İki tarafın durumu, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülü.

m.67/3 bir istisna getirir: itiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.

Yani veli, vasi veya mirasçı sıfatıyla itiraz edenler bakımından ölçüt ağırlaşır; haksızlık yetmez, kötü niyet ispatlanmalıdır.

Tazminatın koşulu: alacağın likit olması

Kanun metninde doğrudan yer almamakla birlikte, icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit olması yerleşik biçimde aranır. Likit alacak, borçlunun ödeme emri tebliğ edildiğinde miktarını bilebilecek ve hesaplayabilecek durumda olduğu alacaktır.

Bu ölçüt pratikte şöyle uygulanır:

  • Belirli bir miktarı gösteren senet, fatura veya sözleşmeye dayanan alacaklar kural olarak likit sayılır.
  • Miktarı yargılama sırasında bilirkişi incelemesiyle belirlenecek alacaklar, tazminata esas olmayabilir. Tazminat talebi ileri sürülürken bu değerlendirme yapılmalıdır.

Borçlu vekili bakımından da bu ölçüt savunma aracıdır: alacağın likit olmadığı, dolayısıyla itirazın haksız sayılamayacağı ileri sürülebilir.

Talep sonucunun kurulması

İtirazın iptali davasında talep sonucu iki kalemden oluşur:

  1. İtirazın iptali ve takibin devamı.
  2. Takip konusu alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi.

Tazminat oranının kanundaki alt sınıra atıfla yazılması, somut bir rakam yazmaktan daha güvenlidir; çünkü hükmolunacak meblağ yargılama sonunda belirlenir.

Dava değeri ve harç bakımından, takip konusu alacak esas alınır. Tazminat talebi ayrıca harca tabi tutulabileceğinden, dava açılırken bu husus kontrol edilmelidir.

Menfi tespit ve istirdat ile ilişkisi

Borçlu cephesinden bakıldığında, itirazın iptali davasının karşılığı İİK m.72'deki menfi tespit davasıdır: borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.

m.72/5 bu davanın sonuçlarını düzenler: dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hâle iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, borçlunun uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir ve takdir edilecek zarar, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.

m.72/4 ise ters yönü düzenler: dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kalkar ve alacaklı, alacağını geç almaktan doğan zararlarını teminattan alır; bu zarar her hâlde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.

Görüldüğü üzere kanun, her iki yönde de yüzde yirmi alt sınırını korur. Bu simetri, hem alacaklı hem borçlu vekili için risk değerlendirmesinin temelidir.

Borçlu, borçlu olmadığı parayı ödemek zorunda kalmışsa, İİK m.33/4'ün de atıf yaptığı m.72 uyarınca istirdat davası açarak paranın geri verilmesini isteyebilir.

Örnek senaryo

Bir alacaklı, düzenlediği faturalara dayanarak ilamsız takip başlatmıştır. Borçlu itiraz etmiş, itiraz alacaklıya tebliğ edilmiştir. Alacaklının elinde borç ikrarı içeren bir senet yoktur.

İzlenecek yol:

  1. Yol seçimi. Elde m.68/1 kapsamında belge bulunmadığından itirazın kaldırılması yolu kapalıdır. İtirazın iptali davası açılmalıdır.
  2. Süre. İtirazın tebliğinden itibaren bir sene içinde dava açılır (m.67/1). Bu süre takvime işlenir.
  3. Tazminat talebi. Dava dilekçesinde, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı açıkça talep edilir. m.67/2 uyarınca resen hükmedilmez.
  4. Likitlik değerlendirmesi. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, miktarın borçlu tarafından bilinebilir olup olmadığı değerlendirilir. Alacak likit değilse tazminat talebi sonuçsuz kalabilir.
  5. İspat. Genel hükümlere göre ispat yapılır; ticari defterler, teslim belgeleri, yazışmalar ve senetle ispat kuralları çerçevesinde diğer deliller kullanılır.
  6. Karşı risk. Takibin haksız ve kötü niyetli olduğu sonucuna varılırsa, m.67/2 uyarınca alacaklı aleyhine de aynı oranda tazminata hükmedilebilir. Bu nedenle takip öncesi alacağın varlığı iyi değerlendirilmelidir.
  7. Süre kaçarsa. m.67/5 uyarınca alacak hakkı düşmez; ancak tazminat imkânı ve mevcut takibin devamı kaybedilir.

Sık yapılan hatalar

  • Bir yıllık sürenin kaçırılması. Alacak hakkı düşmez ama icra inkâr tazminatı imkânı kaybedilir.
  • Tazminatın talep edilmemesi. m.67/2 uyarınca diğer tarafın talebi üzerine hükmedilir; resen karar verilmez.
  • Sürenin başlangıcının yanlış belirlenmesi. Süre, itirazın alacaklıya tebliğinden işler, itirazın yapıldığı tarihten değil.
  • Likitlik ölçütünün gözden kaçırılması. Miktarı bilirkişiyle belirlenecek alacaklarda tazminat talebi karşılıksız kalabilir.
  • Alacaklı aleyhine tazminat riskinin değerlendirilmemesi. Haksız ve kötü niyetli takipte aynı oran alacaklıya uygulanır.
  • Veli, vasi ve mirasçı istisnasının atlanması. m.67/3 uyarınca bu kişiler bakımından kötü niyet ispatı aranır.
  • Belge varken iptal davası açılması. m.68 kapsamında belge varsa itirazın kaldırılması çok daha hızlıdır.
  • Menfi tespit davasının simetrik riskinin bilinmemesi. m.72 de her iki yönde yüzde yirmi alt sınırı öngörür.

Sık sorulan sorular

İtirazın iptali davası ne kadar sürede açılır?

İİK m.67/1 uyarınca itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde açılır.

İcra inkâr tazminatı ne kadardır?

m.67/2 uyarınca red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata hükmedilir.

Alacaklı da tazminata mahkûm olabilir mi?

Evet. m.67/2 uyarınca alacaklı takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse, diğer tarafın talebi üzerine tazminatla mahkûm edilir.

Bir yıllık süre kaçırılırsa alacak hakkı düşer mi?

Hayır. m.67/5 uyarınca bu süreyi geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.

İlgili mevzuat ve resmî kaynaklar

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olay için avukat incelemesi gerekir. Mevzuat ve içtihat değişebilir; güncel metni resmî kaynaktan kontrol edin. Bu içerik bir avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Son güncelleme: 25 Eylül 2026. Editoryal politika

Yazar hakkında

LexLawy Hukuk Editör Kurulu

Editoryal ekip

LexLawy Hukuk Editör Kurulu, avukatların ve hukuk profesyonellerinin ihtiyaç duyduğu mevzuat, içtihat, dava süreçleri, hukuki hesaplamalar ve hukuk teknolojileri konularında anlaşılır rehberler hazırlamak amacıyla çalışır. Yayınlanan içeriklerde Resmî Gazete, güncel mevzuat ve güvenilir hukuki kaynaklar esas alınır. İçerikler genel bilgilendirme niteliğindedir; somut uyuşmazlıklarda avukat değerlendirmesi gerekir.

İlgili içerikler

Sözlük

İcra inkâr tazminatı nedir?

İlamsız takipte haksız itiraz eden borçlunun, itirazın iptali veya kaldırılması davasında alacaklının talebiyle mahkûm edildiği, alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmayan tazminattır.

24 Eylül 2026 tarihinde güncellendi

Rehber

Kambiyo Senedine Dayalı İcra Takibi

Çek, bono ve poliçeye dayalı icra takibinde ödeme emri, süreler ve borçlunun başvurabileceği yollar.

24 Eylül 2026 tarihinde güncellendi