İçeriğe geç

Rehber

Miras ortaklığının giderilmesi ve elbirliği mülkiyetinin dönüştürülmesi

Elbirliği hâlindeki terekenin paylaşılması, sulh mahkemesinden paylı mülkiyete dönüştürme istemi ve zorunlu arabuluculuk.

Yazar: LexLawy Hukuk Editör KuruluYayın: 25 Eylül 2026Son güncelleme: 25 Eylül 2026Bu içerik nasıl hazırlandı?6 dk okuma

Mirasbırakanın ölümüyle birden çok mirasçı arasında kendiliğinden doğan miras ortaklığı, paylaşma yapılana kadar sürer. Bu dönem, mirasçıların terekeyi birlikte yönetmek zorunda olduğu ve tek başına tasarruf edemedikleri bir geçiş dönemidir. Uygulamadaki uyuşmazlıkların büyük bölümü bu dönemin uzamasından kaynaklanır.

Miras ortaklığının niteliği

TMK m.640/1 uyarınca birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir.

İkinci fıkra tasarruf rejimini belirler: mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.

Bu, elbirliği mülkiyetinin temel özelliğidir: mirasçıların belirli bir payı yoktur; tereke bir bütün olarak hepsine aittir ve her işlem için oybirliği gerekir. Tek bir mirasçının rızasını esirgemesi, terekenin tümüyle hareketsiz kalmasına yol açar.

Kanun bu kilitlenme için iki çıkış yolu sunar: temsilci atanması ve paylaşma.

  • Temsilci: m.640/3 uyarınca mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir.
  • Koruma: m.640/4 uyarınca mirasçılardan her biri terekedeki hakların korunmasını isteyebilir ve sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır.

Paylaşmayı isteme hakkı

TMK m.642/1 temel hakkı verir: mirasçılardan her biri, sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça, her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilir.

İkinci fıkra usulü gösterir: her mirasçı, terekedeki belirli malların aynen, olanak yoksa satış yoluyla paylaştırılmasına karar verilmesini sulh mahkemesinden isteyebilir. Mirasçılardan birinin istemi üzerine hâkim, terekenin tamamını ve terekedeki malların her birini göz önünde tutarak, olanak varsa taşınmazlardan her birinin tamamının bir mirasçıya verilmesi suretiyle paylaştırmayı yapar. Mirasçılara verilen taşınmazların değerleri arasındaki fark, para ödenmesi yoluyla giderilerek miras payları arasında denkleştirme sağlanır.

Üçüncü fıkra bir erteleme imkânı tanır: paylaşmanın derhâl yapılması, paylaşım konusu malın veya terekenin değerini önemli ölçüde azaltacaksa, sulh hâkimi mirasçılardan birinin istemi üzerine bu malın veya terekenin paylaşılmasının ertelenmesine karar verebilir.

Görev bakımından HMK m.4/1-b de aynı sonuca varır: taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davalar, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesinde görülür.

Elbirliğinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi

Paylaşmanın tümüyle sonuçlandırılmasının güç olduğu hâllerde TMK m.644 daha hafif bir ara çözüm sunar.

Bir mirasçı, terekeye dahil malların tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi isteminde bulunduğu takdirde sulh hâkimi, diğer mirasçılara çağrıda bulunarak belirleyeceği süre içinde varsa itirazlarını bildirmeye davet eder.

Sonuç şuna bağlanır: elbirliği mülkiyetinin devamını haklı kılacak bir itiraz ileri sürülmediği veya mirasçılardan biri belirlenen süre içinde paylaşma davası açmadığı takdirde, istem konusu mal üzerindeki elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesine karar verilir.

Üçüncü fıkra kapsamı genişletir: terekeye dahil diğer hakların ve alacakların paylar oranında bölünmesi hususunda da aynı hükümler uygulanır.

Bu yolun pratik değeri büyüktür. Paylı mülkiyete geçildiğinde her mirasçı kendi payı üzerinde tek başına tasarruf edebilir hâle gelir; payını satabilir, ipotek verebilir veya kendi payı için ortaklığın giderilmesi davası açabilir. Terekenin tamamının paylaşılmasını beklemek gerekmez.

Elbirliği mülkiyetinin sona ermesi bakımından TMK m.703 de aynı yöne işaret eder: elbirliği mülkiyeti malın devri, topluluğun dağılması veya paylı mülkiyete geçilmesiyle sona erer ve paylaştırma, aksine hüküm yoksa paylı mülkiyet hükümlerine göre yapılır.

Paylaşma sözleşmesi ve pay devri

Mirasçılar mahkemeye gitmeden de anlaşabilir. TMK m.676/1 uyarınca mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar.

İkinci fıkra uyarınca paylaşma sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilirler.

Şekil bakımından m.676/3 nettir: paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Taşınmaz bulunsa dahi, mirasçılar arasındaki paylaşma sözleşmesi için resmî şekil aranmaz; yazılı şekil yeterlidir.

Miras payının devri ise m.677'de ikiye ayrılır:

  • Mirasçılar arasında: Terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır.
  • Üçüncü kişiyle: Bir mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı böyle bir sözleşmenin geçerliliği, noterlikçe düzenlenmesine bağlıdır. Bu sözleşme üçüncü kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez; sadece paylaşma sonunda mirasçıya özgülenen payın kendisine verilmesini isteme hakkını sağlar.

Bu ayrım uygulamada önemlidir: miras payını üçüncü kişiye devreden mirasçı, paylaşma davasında hâlâ taraf sıfatını korur. Devralan kişi doğrudan paylaşmaya katılamaz.

Zorunlu arabuluculuk

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/B'nin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu hüküm 28/3/2023 tarihli 7445 sayılı Kanunla eklenmiştir.

Anlaşma sağlanırsa m.18/B/3 uyarınca anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh alınması zorunludur; taşınmazla ilgili belgelerde bu şerh taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden alınır.

7/11/2024 tarihli 7531 sayılı Kanunla eklenen m.18/B/5 ise süreci kısaltır: taşınmazın devrine veya üzerinde sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin anlaşma belgesinin taraflarından biri, icra edilebilirlik şerhinden sonra doğrudan tapu müdürlüğünden tescil talebinde bulunabilir; tapu müdürlüğü gerekli incelemeyi yaptıktan sonra resmî senet düzenlenmeksizin tescil talebini yerine getirir.

Bu düzenleme, miras paylaşımında anlaşan mirasçılar için mahkeme kararı beklemeden tapu işlemini tamamlama imkânı verdiğinden, arabuluculuk aşamasının ciddiye alınmasını gerektirir.

Örnek senaryo

Dört mirasçıya kalan terekede iki taşınmaz ve bir banka hesabı bulunmaktadır. Mirasçılardan biri hiçbir işleme rıza göstermemekte, diğer üçü ise kendi paylarını değerlendirmek istemektedir.

İzlenecek yol:

  1. Arabuluculuk. Paylaşma talebi için önce arabulucuya başvurulur (HUAK m.18/B/1-b). Anlaşma sağlanırsa m.18/B/5 uyarınca tapu işlemi doğrudan yapılabilir.
  2. Dönüştürme istemi. Anlaşma olmazsa, tam paylaşma davasından önce TMK m.644'e dayalı olarak elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi istenebilir. Sulh hâkimi diğer mirasçılara çağrıda bulunur; rıza göstermeyen mirasçı elbirliğinin devamını haklı kılacak bir itiraz ileri süremez veya süresinde paylaşma davası açmazsa dönüştürmeye karar verilir.
  3. Sonuç. Paylı mülkiyete geçildiğinde her mirasçı kendi payı üzerinde tek başına tasarruf edebilir; payını satabilir veya kendi payı için ortaklığın giderilmesi davası açabilir.
  4. Alternatif: paylaşma davası. Tüm terekenin bir kerede paylaşılması isteniyorsa TMK m.642 uyarınca sulh mahkemesinde paylaşma davası açılır. Hâkim, olanak varsa her taşınmazın tamamını bir mirasçıya verip değer farklarını para ile denkleştirir.
  5. Anlaşma hâlinde. Mirasçılar kendi aralarında anlaşırsa, TMK m.676 uyarınca yazılı bir paylaşma sözleşmesi yeterlidir; noter şartı aranmaz.
  6. Pay devri. Mirasçılardan biri payını dışarıdan birine devretmek isterse, m.677/2 uyarınca sözleşme noterlikçe düzenlenmelidir ve devralan paylaşmaya katılamaz.

Sık yapılan hatalar

  • Zorunlu arabuluculuğun atlanması. Paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıkları HUAK m.18/B/1-b kapsamındadır.
  • Doğrudan paylaşma davası açılması. TMK m.644'teki dönüştürme istemi çoğu dosyada daha hızlı ve daha ucuz sonuç verir; gözden kaçırılmamalıdır.
  • Paylaşma sözleşmesi için resmî şekil aranması. m.676/3 yazılı şekli yeterli görür; noterde düzenleme zorunluluğu yoktur.
  • Üçüncü kişiye pay devrinin adi yazılı yapılması. m.677/2 noterlikçe düzenleme arar; adi yazılı devir geçersizdir.
  • Devralan üçüncü kişinin davaya taraf gösterilmesi. m.677/2 uyarınca bu kişi paylaşmaya katılamaz; taraf sıfatı devreden mirasçıda kalır.
  • Görevin asliye hukuk sanılması. HMK m.4/1-b ve TMK m.642 uyarınca görevli mahkeme sulh hukuktur.
  • Temsilci atanması imkânının kullanılmaması. m.640/3, işbirliği yapmayan mirasçı bulunan terekelerde yönetimi mümkün kılar.
  • Denkleştirme talebinin dilekçeye yazılmaması. m.642/2, değer farklarının para ile giderilmesini öngörür; talep edilmezse hâkim bu yönde karar vermek zorunda değildir.

Sık sorulan sorular

Miras ortaklığı nasıl sona erer?

TMK m.642 uyarınca her mirasçı her zaman paylaşmayı isteyebilir; ayrıca m.644 uyarınca elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi istenebilir.

Paylı mülkiyete dönüştürme istemi nasıl sonuçlanır?

Sulh hâkimi diğer mirasçılara çağrıda bulunur; elbirliğinin devamını haklı kılacak itiraz ileri sürülmez veya süresinde paylaşma davası açılmazsa dönüştürmeye karar verilir (TMK m.644).

Paylaşma sözleşmesi hangi şekilde yapılır?

TMK m.676/3 uyarınca paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.

Miras payı üçüncü kişiye devredilebilir mi?

TMK m.677/2 uyarınca bir mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı sözleşmenin geçerliliği noterlikçe düzenlenmesine bağlıdır ve bu kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez.

İlgili mevzuat ve resmî kaynaklar

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olay için avukat incelemesi gerekir. Mevzuat ve içtihat değişebilir; güncel metni resmî kaynaktan kontrol edin. Bu içerik bir avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Son güncelleme: 25 Eylül 2026. Editoryal politika

Yazar hakkında

LexLawy Hukuk Editör Kurulu

Editoryal ekip

LexLawy Hukuk Editör Kurulu, avukatların ve hukuk profesyonellerinin ihtiyaç duyduğu mevzuat, içtihat, dava süreçleri, hukuki hesaplamalar ve hukuk teknolojileri konularında anlaşılır rehberler hazırlamak amacıyla çalışır. Yayınlanan içeriklerde Resmî Gazete, güncel mevzuat ve güvenilir hukuki kaynaklar esas alınır. İçerikler genel bilgilendirme niteliğindedir; somut uyuşmazlıklarda avukat değerlendirmesi gerekir.

İlgili içerikler