İçeriğe geç

Rehber

İflas yoluyla takip ve doğrudan iflas sebepleri

İflas yoluyla takibin yetkili mercii, ödeme emri, iflas davası ve takibe gerek olmadan iflas istenebilecek hâller.

Yazar: LexLawy Hukuk Editör KuruluYayın: 25 Eylül 2026Son güncelleme: 25 Eylül 2026Bu içerik nasıl hazırlandı?6 dk okuma

İflas, borçlunun tüm malvarlığının tasfiye edilerek alacaklılara paylaştırılmasını sağlayan külli icra yoludur. Yalnızca iflasa tabi kişiler hakkında uygulanır ve iki ayrı yoldan başlatılabilir: alacaklının takip yapması veya kanunda sayılan hâllerde doğrudan iflas istemesi.

Yetkili merci

İİK m.154/1: iflas yoluyla takipte yetkili merci, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu mahaldeki icra dairesidir.

m.154/2: merkezleri yurt dışında bulunan ticari işletmeler hakkında yetkili merci, Türkiye'deki şubenin, birden ziyade şube varsa merkez şubenin bulunduğu yerdeki icra dairesidir.

m.154/3 bir ayrım getirir: borçlu ile alacaklı yetkili icra dairesini yazılı anlaşma ile tayin etmişlerse, o yerin icra dairesi de iflas takibi için yetkili sayılır. Şu kadar ki, iflas davaları için yetki sözleşmesi yapılamaz ve iflas davası mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılır.

Bu ayrım dikkatle okunmalıdır:

  • İcra takibi aşamasında yetki sözleşmesi geçerlidir.
  • İflas davası bakımından yetki sözleşmesi yapılamaz; dava mutlaka muamele merkezinde açılır.

Sözleşmeye yazılan yetki kayıtlarına dayanarak başka bir yerde iflas davası açılması, yetki yönünden reddedilir.

Ödeme emri ve itiraz

İİK m.155: borçlu iflas yoluyla takibe tabi şahıslardan olup da alacaklı isterse ödeme emrine şunlar ilave olunur:

  • Yedi gün içinde borç ödenmediği takdirde alacaklının mahkemeye müracaatla iflas talebinde bulunabileceği,
  • Borçlunun gerek borcu olmadığına gerek kendisinin iflasa tabi kimselerden bulunmadığına dair itirazı varsa bu müddet içinde dilekçe ile icra dairesine bildirmesi lüzumu,
  • Konkordato teklif edebileceği.

Bu üçlü ihtar, iflas yoluyla takibi ilamsız takipten ayıran unsurdur. Borçlunun iki ayrı itiraz imkânı vardır: borca itiraz ve iflasa tabi olmadığı itirazı.

İkinci itiraz sebebi sıkça gözden kaçar. Borçlu iflasa tabi kişilerden değilse, takibin iflas yoluyla yürütülmesi mümkün değildir; bu itiraz süresinde ileri sürülmelidir.

İflas talebi ve bir yıllık süre

İİK m.156/1: ödeme emrindeki müddet içinde borçlu tarafından itiraz olunmamışsa alacaklı bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden iflas kararı isteyebilir.

m.156/2: bu dilekçeye borçlunun ödeme emrine itiraz etmediğini gösteren ödeme emri nüshasının eklenmesi gerekir.

m.156/3: borçlu ödeme emrine itiraz etmişse takip durur ve alacaklı bu itirazın kaldırılması ile beraber borçlunun iflasına karar verilmesini bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden isteyebilir.

Bu hüküm, ilamsız takipten farklı bir usul kurar: itirazın kaldırılması ayrı bir dosyada değil, iflas davasının içinde istenir.

m.156/4 bir hak düşürücü süre koyar: iflas istemek hakkı ödeme emrinin tebliği tarihinden bir sene sonra düşer.

Bu bir yıllık süre, alacaklı vekilinin takvimindeki temel kalemdir. Süre dolduğunda o takibe dayanarak iflas istenemez.

İlan ve diğer alacaklıların katılımı

İİK m.158/1 (9/11/1988 tarihli 3494 sayılı Kanunla değişik): alacaklının iflas takibi kesinleştiğinde m.166'nın ikinci fıkrasındaki usulle ilan edilir. İflas talebinin ilanından itibaren onbeş gün içinde diğer alacaklılar davaya müdahale veya itiraz ederek iflası gerektiren bir hâl bulunmadığını ileri sürerek mahkemeden talebin reddini isteyebilirler.

Bu, iflasın yalnızca talep eden alacaklıyı değil tüm alacaklıları etkilemesinin sonucudur: diğer alacaklılar, iflasın kendi menfaatlerine aykırı olduğunu düşünüyorsa müdahale edebilir.

m.158/2 yargılama usulünü ve borçluya tanınan son imkânı düzenler: mahkeme icra dosyasını celbeder ve basit yargılama usulüne göre duruşma yaparak talebi ve itirazları inceler. Şu kadar ki, borçlu takibe usulünce itiraz etmemiş veya itiraz ve defileri varit görülmemişse mahkeme, yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte borcunu ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesini emreder. Borçlu imtina ederse ilk oturumda iflasına karar verilir.

Bu yedi günlük depo emri, borçlu bakımından iflastan kurtulmanın son fırsatıdır ve müvekkile derhâl bildirilmelidir.

Doğrudan iflas sebepleri

İİK m.177, takibe gerek olmaksızın iflas istenebilecek hâlleri sayar. Aşağıdaki hâllerde alacaklı evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebilir:

1. Borçlunun malum yerleşim yeri olmaması, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçması, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunması veya bunlara teşebbüs etmesi yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklaması.

2. Borçlunun ödemelerini tatil eylemiş bulunması.

3. m.308'deki hâl, yani konkordatonun tasdik edilmemesi.

4. İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği hâlde ödenmemişse. Bu hâlde Türkiye'de bir yerleşim yeri veya mümessili bulunan borçlu, dinlenmek için kısa bir müddette mahkemeye çağırılır.

İkinci bentteki "ödemelerin tatili", uygulamada en çok kullanılan sebeptir. Borçlunun ödeme güçlüğü içinde olduğunu değil, ödemelerini fiilen durdurduğunu gösteren somut olgular aranır: karşılıksız çıkan çekler, protesto edilmiş senetler, işyerinin kapatılması, çalışanların ücretlerinin ödenmemesi gibi.

Dördüncü bent ise elinde ilam bulunan alacaklıya hızlı bir yol açar: ilamlı takipte icra emri tebliğ edilmiş ve ödeme yapılmamışsa, haciz aşaması beklenmeden doğrudan iflas istenebilir.

Borca batıklık nedeniyle iflas

İİK m.179 (7101 sayılı Kanunla değişik), sermaye şirketleri ve kooperatifler için özel bir yol düzenler: sermaye şirketleri ile kooperatiflerin, aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre borca batık olduğu, idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler veya şirket ya da kooperatif tasfiye hâlinde ise tasfiye memurları veya bir alacaklı tarafından beyan ve mahkemece tespit edilirse, önceden takibe hacet kalmaksızın bunların iflâsına karar verilir.

Aynı madde, Türk Ticaret Kanununun 377 nci ve 634 üncü maddeleri ile Kooperatifler Kanununun 63 üncü maddesi hükmünü saklı tutar.

Bu düzenlemenin üç unsuru vardır:

  • Ölçüt: Aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilanço. Defter değerleri değil, gerçekleşebilir değerler esas alınır.
  • Bildirimde bulunabilecekler: Yönetim ve temsil yetkilileri, tasfiye hâlinde tasfiye memurları veya bir alacaklı.
  • Sonuç: Takibe gerek kalmaksızın iflas.

Saklı tutulan TTK hükümleri, sermaye kaybı ve borca batıklık hâlinde yönetim organına yüklenen yükümlülükleri düzenler. Dolayısıyla yönetim kurulu üyeleri bakımından, borca batıklığın tespitiyle birlikte doğan bildirim yükümlülüğü ayrıca değerlendirilmelidir.

İİK m.179/a (17/7/2003 tarihli 4949 sayılı Kanunla eklenen "erteleme yargılaması" maddesi), 7101 sayılı Kanunla mülga edilmiştir. Yani iflasın ertelenmesi kurumu yürürlükten kaldırılmış ve yerini konkordato almıştır. Eski kaynaklara dayanarak iflasın ertelenmesi talebinde bulunmak bugün mümkün değildir.

Örnek senaryo

Bir limited şirketten alacaklı olan bir tedarikçi, şirketin çeklerinin karşılıksız çıktığını, işyerinin kapalı olduğunu ve çalışanlarına aylardır ödeme yapmadığını öğrenmiştir. Elinde ilam yoktur.

İzlenecek yol:

  1. Yol seçimi. İki seçenek vardır: iflas yoluyla takip başlatmak veya m.177 kapsamında doğrudan iflas istemek.
  2. Doğrudan iflas. m.177/2'deki ödemelerin tatili hâli, anlatılan olgularla desteklenebilir. Karşılıksız çek kayıtları, protesto belgeleri, işyerinin kapalı olduğuna ilişkin tespit ve çalışanların alacak takipleri delil olarak toplanır.
  3. Takip yolu seçilirse. Yetkili merci m.154/1 uyarınca muamele merkezindeki icra dairesidir. Ödeme emrinde m.155'teki üçlü ihtar yer alır.
  4. Süre. m.156/4 uyarınca iflas isteme hakkı ödeme emrinin tebliğinden bir sene sonra düşer; bu tarih takvime işlenir.
  5. İtiraz hâlinde. Borçlu itiraz ederse takip durur; alacaklı m.156/3 uyarınca itirazın kaldırılması ile birlikte iflas talebini ticaret mahkemesine yöneltir.
  6. Yetki sözleşmesi. Sözleşmede başka bir yer yetkili kılınmış olsa dahi, m.154/3 uyarınca iflas davası mutlaka muamele merkezinde açılır.
  7. Borca batıklık. Şirketin borca batık olduğu ara bilançoyla ortaya konabiliyorsa, m.179 uyarınca alacaklı olarak doğrudan iflas istenebilir.
  8. Borçlu bakımından. m.158/2 uyarınca mahkeme yedi gün içinde borcun ifasını veya veznesine depo edilmesini emredebilir; bu son fırsat kaçırılırsa ilk oturumda iflasa karar verilir.

Sık yapılan hatalar

  • İflas davasında yetki sözleşmesine dayanılması. m.154/3 uyarınca iflas davası için yetki sözleşmesi yapılamaz.
  • Bir yıllık sürenin kaçırılması. m.156/4 uyarınca iflas isteme hakkı ödeme emrinin tebliğinden bir yıl sonra düşer.
  • İtirazın kaldırılmasının ayrı dosyada istenmesi. m.156/3, bunun iflas talebiyle birlikte ticaret mahkemesinden istenmesini öngörür.
  • İflasa tabi olmama itirazının ileri sürülmemesi. m.155, borçluya bu ayrı itiraz imkânını tanır.
  • Doğrudan iflas sebeplerinin araştırılmaması. m.177, takip aşamasını atlayan hızlı bir yol sunar.
  • İflasın ertelenmesi talebinde bulunulması. m.179/a 7101 sayılı Kanunla mülga edilmiştir; yerini konkordato almıştır.
  • Borca batıklıkta defter değerlerine dayanılması. m.179, aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoyu arar.
  • Yedi günlük depo emrinin müvekkile bildirilmemesi. m.158/2 uyarınca bu, iflastan kurtulmanın son fırsatıdır.

Sık sorulan sorular

İflas yoluyla takipte yetkili merci neresidir?

İİK m.154/1 uyarınca borçlunun muamele merkezinin bulunduğu mahaldeki icra dairesidir; iflas davası ise mutlaka muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılır.

İflas isteme hakkı ne zaman düşer?

İİK m.156/4 uyarınca iflas istemek hakkı, ödeme emrinin tebliği tarihinden bir sene sonra düşer.

Takip yapmadan iflas istenebilir mi?

Evet. İİK m.177 uyarınca borçlunun malum yerleşim yeri olmaması, kaçması, hileli işlemlerde bulunması, ödemelerini tatil etmesi gibi hâllerde doğrudan iflas istenebilir.

Şirket borca batıksa ne olur?

İİK m.179 uyarınca sermaye şirketleri ile kooperatiflerin borca batık olduğu tespit edilirse, önceden takibe hacet kalmaksızın iflasına karar verilir.

İlgili mevzuat ve resmî kaynaklar

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olay için avukat incelemesi gerekir. Mevzuat ve içtihat değişebilir; güncel metni resmî kaynaktan kontrol edin. Bu içerik bir avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Son güncelleme: 25 Eylül 2026. Editoryal politika

Yazar hakkında

LexLawy Hukuk Editör Kurulu

Editoryal ekip

LexLawy Hukuk Editör Kurulu, avukatların ve hukuk profesyonellerinin ihtiyaç duyduğu mevzuat, içtihat, dava süreçleri, hukuki hesaplamalar ve hukuk teknolojileri konularında anlaşılır rehberler hazırlamak amacıyla çalışır. Yayınlanan içeriklerde Resmî Gazete, güncel mevzuat ve güvenilir hukuki kaynaklar esas alınır. İçerikler genel bilgilendirme niteliğindedir; somut uyuşmazlıklarda avukat değerlendirmesi gerekir.

İlgili içerikler

Rehber

İhalenin Feshi Davası

İcra yoluyla yapılan satışta ihalenin feshinin hangi sebeplerle ve hangi sürede istenebileceği.

24 Eylül 2026 tarihinde güncellendi

Rehber

İhtiyati Haciz Kararı

Para alacağının tahsilini güvence altına almak için borçlunun mallarına geçici olarak el konulması.

24 Eylül 2026 tarihinde güncellendi