İçeriğe geç

Rehber

Tasarrufun iptali davası: 7571 sayılı Kanunla değişen kurallar

İİK m.277-284 uyarınca iptale tabi tasarruflar, 24/12/2025 tarihli değişiklikle yenilenen karine listesi ve davanın sonuçları.

Yazar: LexLawy Hukuk Editör KuruluYayın: 25 Eylül 2026Son güncelleme: 25 Eylül 2026Bu içerik nasıl hazırlandı?8 dk okuma

Tasarrufun iptali davası, borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla yaptığı işlemlerin alacaklıya karşı etkisiz kılınmasını sağlar. 24/12/2025 tarihli 7571 sayılı Kanun, bu kurumun en çok uygulanan maddesini — İİK m.278'i — baştan yazmıştır. Eski metne göre kurulan dosyalar bugün yanlış sonuç verebilir.

Davayı açabilecekler

İİK m.277: iptal davasından maksat, 278, 279 ve 280 inci maddelerde yazılı tasarrufların butlanına hükmettirmektir. Bu davayı şunlar açabilir:

1. Elinde muvakkat yahut kati aciz vesikası bulunan her alacaklı,

2. İflas idaresi yahut m.245'te ve m.255'in 3 üncü fıkrasında yazılı hâllerde alacaklıların kendileri.

Birinci bent, davanın ön şartını belirler: aciz vesikası. Bu belge olmadan dava açılamaz.

Aciz vesikası, İİK m.105 uyarınca iki biçimde doğabilir:

  • Haczi kabil mal bulunmazsa, haciz tutanağı m.143'teki kesin aciz vesikası hükmündedir.
  • İcraca takdir edilen kıymete göre haczi kabil malların kifayetsizliği anlaşılırsa, tutanak muvakkat aciz vesikası yerine geçerek alacaklıya m.277'deki hakları verir.

Bu nedenle uygulamada, dava açılmadan önce icra dosyasında haciz yapılarak mal bulunamadığının veya yetersizliğinin tutanağa geçirilmesi sağlanır.

Bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar: yenilenen madde

İİK m.278, 7571 sayılı Kanunun 2. maddesiyle tümüyle değiştirilmiştir.

Yeni m.278/1: alışılmış hediyeler dışında, geçici veya kesin aciz belgesinin ya da aciz belgesi niteliğinde olan haciz tutanağının düzenlendiği yahut iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar iptale tabidir.

Değişiklikle gelen farklar:

  • Süre kısalmıştır. Önceki metinde bu süre iki yıldı; artık bir yıldır.
  • Başlangıç noktası netleştirilmiştir. Süre; geçici veya kesin aciz belgesinin ya da aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği yahut iflasın açıldığı tarihten geriye doğru işler.
  • Terim değişmiştir. Metin artık "batıldır" yerine "iptale tabidir" demektedir.

m.278/2, bağışlama sayılan tasarrufları yeniden düzenlemiştir:

a) Gerçek değerine uygun olarak ivazlı olduğu ispatlanmadıkça; altsoy ve üstsoy, üçüncü derece dâhil kan hısımları, son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eşi ve üçüncü derece dâhil kayın hısımları, evlat edinenle evlatlık, ortak konutta yaşayan kişiler arasında yapılan tasarruflar.

b) Aksi ispatlanmadıkça, sözleşmenin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin gerçek değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyatla kabul ettiği sözleşmeler.

c) Uygun bir karşılığın sağlandığı ispatlanmadıkça, borçlunun kendisine veya üçüncü bir kişi yararına ömür boyu gelir sözleşmesi ya da intifa hakkı tesis ettiği sözleşmeler yahut ölünceye kadar bakma sözleşmeleri.

(a) bendindeki iki ekleme özellikle dikkat çeker:

  • "Son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eşi": Mal kaçırmak amacıyla boşanıp ardından devir yapma yöntemini doğrudan kapsama almıştır.
  • "Ortak konutta yaşayan kişiler": Hısımlık bağı bulunmasa dahi aynı konutta yaşayanlar arasındaki devirler karine kapsamındadır.

Bu bentlerdeki karineler aksi ispat edilebilir niteliktedir; ancak ispat yükü karşı taraftadır. Devrin gerçek değerine uygun bir bedelle yapıldığı ve bedelin fiilen ödendiği belgelenmelidir.

Acz hâlindeki tasarruflar

İİK m.279, aciz veya iflas öncesindeki belirli işlemleri hedef alır: aşağıdaki tasarruflar borcunu ödemeyen bir borçlu tarafından hacizden veya mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından evvelki bir sene içinde yapılmışsa yine batıldır:

1. Borçlunun teminat göstermeyi evvelce taahhüt etmiş olduğu hâller müstesna olmak üzere, borçlu tarafından mevcut bir borcu temin için yapılan rehinler,

2. Para veya mutat ödeme vasıtalarından gayrı bir suretle yapılan ödemeler,

3. Vadesi gelmemiş borç için yapılan ödemeler,

4. (9/11/1988 tarihli 3494 sayılı Kanunla eklenmiştir) Kişisel hakların kuvvetlendirilmesi için tapuya verilen şerhler.

m.279 son fıkrası bir savunma imkânı tanır: bu tasarruflardan istifade eden kimse borçlunun hâl ve vaziyetini bilmediğini ispat eylerse iptal davası dinlenmez.

İkinci bent uygulamada sık görülür: nakit yerine mal veya alacak devriyle yapılan ödemeler bu kapsamdadır. Üçüncü bent ise, henüz muaccel olmamış bir borcun erken ödenmesini hedef alır; her ikisi de belirli alacaklıların kayırılmasını önlemeye yöneliktir.

Zarar verme kastıyla yapılan işlemler

İİK m.280/1 (17/7/2003 tarihli 4949 sayılı Kanunla değişik) en geniş kapsamlı hükümdür: malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu malî durumun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hâllerde iptal edilebilir.

Aynı fıkra bir süre koşulu getirir: şu kadar ki, işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflâs yoluyla takipte bulunulmuş olmalıdır.

Unsurlar:

  • Borçlunun malvarlığı borçlarına yetmemelidir.
  • Borçlunun zarar verme kastı bulunmalıdır.
  • İşlemin diğer tarafı, bu durumu bilmeli veya bilmesini gerektiren açık emareler bulunmalıdır.
  • İşlemden itibaren beş yıl içinde haciz veya iflas yoluyla takip yapılmış olmalıdır.

m.280/3 (9/11/1988 tarihli 3494 sayılı Kanunla değişik) bir bilme karinesi getirir: üçüncü şahıs, borçlunun karı veya kocası, usul veya füruu ile üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan ve sıhri hısımları, evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun birinci fıkrada beyan olunan durumunu bildiği farz olunur. Bunun aksini üçüncü şahıs, ancak m.279'un son fıkrasına göre ispat edebilir.

m.280/4 ticari işletme devirleri için ayrı bir karine kurar: ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da ızrar kastıyla hareket ettiği kabul olunur.

Bu karine, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğini veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle — bu mümkün değilse bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde uygun vasıtalarla — ilan olunduğunu ispatla çürütülebilir.

İşletme devralacak kişi bakımından bu hüküm somut bir yol haritası verir: devirden en az üç ay önce alacaklılara yazılı bildirim yapılmalı veya usulüne uygun ilan gerçekleştirilmelidir.

Yargılama usulü ve ihtiyati haciz

İİK m.281/1: mahkeme, iptal davalarını basit yargılama usulü ile görüp hükme bağlar ve bu davalara ilişkin ihtilafları hâl ve şartları göz önünde tutarak serbestçe takdir ve halleder.

m.281/2 önemli bir araç sunar: hâkim, iptale tabi tasarrufların konusu olan mallar hakkında alacaklının talebi üzerine ihtiyati haciz kararı verebilir. Teminatın lüzum ve miktarı mahkemece takdir olunur. Şu kadar ki, davanın elden çıkarılmış mallar yerine kaim olan kıymete taalluku hâlinde, teminat göstermeksizin ihtiyati haciz kararı verilemez.

Bu imkân çoğu dilekçede talep edilmez; oysa dava sürerken malın yeniden devredilmesini önleyen tek araçtır.

m.281/3: davalılardan herhangi biri davacının alacağını ödediği takdirde, dava reddolunur.

Davanın sonuçları

İİK m.283/1: davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, bu davaya konu teşkil eden mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve davanın konusu taşınmazsa, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın tashihine mahal olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir.

Bu, davanın niteliğini gösterir: dava aynî değil, şahsî sonuç doğurur. Mülkiyet borçluya dönmez; alacaklı, malın üzerinde cebri icra yapma yetkisi kazanır. Tapu kaydının düzeltilmesi gerekmez.

m.283/2: iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere ilişkinse, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilir.

m.283/3: iptal davası üzerine üçüncü şahıs da, malvarlığında hasıl olacak eksikliğin borçludan tahsilini aynı davada isteyebilir.

m.283/6 iyiniyetli bağış alanı korur: kendisine bağış yapılan iyiniyetli ise yalnız dava zamanında elinde bulunan miktarı geri vermeye mecburdur.

Hak düşürücü süre

İİK m.284: iptal davası hakkı, batıl tasarrufun vukuu tarihinden itibaren beş sene geçmekle düşer.

Bu süre hak düşürücüdür; hâkim tarafından resen gözetilir, durmaz ve kesilmez. Başlangıç, tasarrufun yapıldığı tarihtir.

m.280/1'deki beş yıllık koşulla karıştırılmamalıdır:

  • m.280/1: İşlemden itibaren beş yıl içinde takip yapılmış olmalıdır (dava şartı niteliğinde bir koşul).
  • m.284: İşlemden itibaren beş yıl içinde dava açılmalıdır (hak düşürücü süre).

Örnek senaryo

Bir borçlu, hakkında icra takibi başlatıldıktan sonra tek taşınmazını, kendisiyle aynı evde yaşayan ve arasında hısımlık bağı bulunmayan bir kişiye devretmiştir. Devir bedeli tapuda düşük gösterilmiştir. Haciz sırasında haczi kabil mal bulunamamıştır.

İzlenecek yol:

  1. Aciz belgesi. Haczi kabil mal bulunamadığından, m.105/1 uyarınca haciz tutanağı kesin aciz vesikası hükmündedir. m.277/1'deki dava şartı sağlanmıştır.
  2. Yeni karine. Devralan, borçluyla ortak konutta yaşayan kişidir. 7571 sayılı Kanunla değişik m.278/2-a uyarınca bu kişiler arasındaki tasarruflar, gerçek değerine uygun olarak ivazlı olduğu ispatlanmadıkça bağışlama sayılır. Hısımlık bağı aranmaz.
  3. Süre. m.278/1 uyarınca süre, aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği tarihten önceki bir yıldır. Devir bu bir yıllık dönem içindeyse doğrudan iptale tabidir.
  4. Alternatif dayanak. Devir bir yılı aşmışsa m.280/1'e dayanılır: borçlunun zarar verme kastı ve devralanın bunu bilmesi veya bilmesini gerektiren açık emareler. İşlemden itibaren beş yıl içinde takip yapılmış olmalıdır.
  5. Düşük bedel. m.278/2-b uyarınca, verilen şeyin gerçek değerine göre pek aşağı bir fiyat kabul edilmişse bu da bağışlama sayılır; aksini ispat yükü devralandadır.
  6. İhtiyati haciz. Dava dilekçesinde m.281/2 uyarınca taşınmaz üzerine ihtiyati haciz talep edilir; aksi hâlde dava sürerken mal yeniden devredilebilir.
  7. Sonuç. Dava kabul edilirse m.283/1 uyarınca tapu kaydının düzeltilmesine gerek olmadan taşınmazın haciz ve satışı istenebilir.
  8. Hak düşürücü süre. m.284 uyarınca dava, tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde açılmalıdır.

Sık yapılan hatalar

  • Eski iki yıllık süreye güvenilmesi. m.278/1'deki süre 7571 sayılı Kanunla bir yıla indirilmiştir.
  • Yenilenen karine listesinin bilinmemesi. m.278/2-a artık ortak konutta yaşayan kişileri ve son bir yıl içinde evliliği sona ermiş eşi de kapsar.
  • Aciz belgesi olmadan dava açılması. m.277/1, bunu dava şartı olarak arar.
  • Haciz tutanağının aciz belgesi niteliğinin gözden kaçırılması. m.105, tutanağı bu niteliğe kavuşturur.
  • İhtiyati haciz talep edilmemesi. m.281/2, malın yeniden devredilmesini önleyen tek araçtır.
  • Tapu kaydının iptali istenmesi. m.283/1 uyarınca dava şahsî sonuç doğurur; kaydın düzeltilmesi gerekmez.
  • İki farklı beş yılın karıştırılması. m.280/1 takip için, m.284 dava için süre öngörür.
  • İşletme devrinde üç aylık bildirimin yapılmaması. m.280/4 karinesi ancak bu bildirim veya usulüne uygun ilanla çürütülebilir.

Sık sorulan sorular

Tasarrufun iptali davasını kim açabilir?

İİK m.277 uyarınca elinde muvakkat yahut kati aciz vesikası bulunan her alacaklı ile iflas idaresi veya kanunda yazılı hâllerde alacaklıların kendileri açabilir.

Bağışlamalar hangi süre içinde iptale tabidir?

İİK m.278/1 uyarınca aciz belgesinin veya aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği yahut iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bağışlamalar iptale tabidir.

Zarar verme kastıyla yapılan işlemlerde süre nedir?

İİK m.280/1 uyarınca işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflas yoluyla takipte bulunulmuş olmalıdır.

İptal davası hakkı ne zaman düşer?

İİK m.284 uyarınca iptal davası hakkı, batıl tasarrufun vukuu tarihinden itibaren beş sene geçmekle düşer.

İlgili mevzuat ve resmî kaynaklar

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olay için avukat incelemesi gerekir. Mevzuat ve içtihat değişebilir; güncel metni resmî kaynaktan kontrol edin. Bu içerik bir avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Son güncelleme: 25 Eylül 2026. Editoryal politika

Yazar hakkında

LexLawy Hukuk Editör Kurulu

Editoryal ekip

LexLawy Hukuk Editör Kurulu, avukatların ve hukuk profesyonellerinin ihtiyaç duyduğu mevzuat, içtihat, dava süreçleri, hukuki hesaplamalar ve hukuk teknolojileri konularında anlaşılır rehberler hazırlamak amacıyla çalışır. Yayınlanan içeriklerde Resmî Gazete, güncel mevzuat ve güvenilir hukuki kaynaklar esas alınır. İçerikler genel bilgilendirme niteliğindedir; somut uyuşmazlıklarda avukat değerlendirmesi gerekir.

İlgili içerikler

Rehber

Kambiyo Senedine Dayalı İcra Takibi

Çek, bono ve poliçeye dayalı icra takibinde ödeme emri, süreler ve borçlunun başvurabileceği yollar.

24 Eylül 2026 tarihinde güncellendi